
12 Baştankaralar - Arapbülbülleri
Çam Baştankarası
| Periparus ater | |
| Coal Tit | |
| Familyası: Baştankaragiller (Paridae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Yaygın olarak çok sayıda bulunan yerlidir.
Kıyı bölgelerindeki ibreli ormanlarda ve Torul, Kızılcahamam, Beynam, Akdağmadeni ve Ilgın gibi İç Anadolu’nun kuzey ve güney sınırlarındaki relikt ormanlarda bulunur. Doğu ve güneydoğudaki dağlık bölgelerde de yoktur. Açık ya da kapalı ibreli ormanlarda, kimi zaman meşe ile karışık ormanlarda ürer. Tamamen yaprak döken ormanlarda (örneğin Marmara’daki kayın ormanları) nadiren, ağaç sınırının üzerindeki ardıç örtüsünde ise (Doğu Karadeniz hariç) sadece ara sıra ürer. Rakım dağılımı, ibreli ormanların yayılışıyla paraleldir: batıda 0–2000 m, iç bölgelerde (örneğin Toroslar ve Ilgaz Dağları) 2200 m’ye kadar, doğuda ise en az 2400 m’ye kadar çıkar.
Üreme dönemi dışında dağılma eğilimindedir ve daha geniş alanlarda gözlenebilir. İç Anadolu’nun alçak rakımlı alanlarında, örneğin Mogan ve Kayseri’de kış kayıtları vardır.

Üreme
Yuvalama alanı: Farklı orman tiplerinde, özellikle ibreli ormanlarda, ağaç kovuklarında, kaya oyuklarında, duvarlardaki ve yerdeki deliklerde yuvalar.
Yuvası: Yün, yosun ve otlardan yapılmış kâse şeklinde bir yapıdır. Astar olarak yün, saç, tüy ve ince otlar kullanılır. Ağaç, kaya, duvar ve yerdeki deliklerde yuvalar. Uzuncaburç (Mersin) yakınında bir kayanın altında yerdeki bir delikte yuvalamış, yün ve bir parça yosundan örülen yuva, aynı malzemelerle astarlanmıştır. Yakında bir yuva kutusu içinde başka bir yuva bulunmuş, yuvanın temelde yün ve yosundan, biraz da otlarla örülmüş olduğu, daha ince ot, yün, saç ve bir parça tüyle astarlandığı tespit edilmiştir.
Yumurta sayısı: Türkiye’de 20 yuvaya ait verilere göre 2 yuvada 4 yumurta, 3 yuvada 5 yumurta, 2 yuvada 6 yumurta, 3 yuvada 7 yumurta, 1 yuvada 8 yumurta, 4 yuvada 9 yumurta, 1 yuvada 10 yumurta, 3 yuvada 12 yumurta ve 1 yuvada 13 yumurta kaydedilmiştir. Ortalama yumurta sayısı 7,95’tir. 5 kuluçkaya ait 43 yumurtanın ortalama büyüklüğü 15,64 x 11,45 mm’dir. Ortalama kuluçka süresi 13,2 gün, ortalama tüylenme süresi ise 21,6 gündür. 1978 yılında çiftlerin %16,7’si, 1979 yılında ise %20’si ikinci kez kuluçkaya yatmıştır40. 24 yuvadan 22’si başarılı olmuş, bırakılan 195 yumurtadan 162’si çatlamış (%83,1) ve 153 yavru tüylendiği gözlenmiştir. Koyulan yumurtaların %78,5’i, yumurtadan çıkan yavruların %94,4’ü başarıyla tüylenmiştir. Yuva başına ortalama 6,4 yavru, başarılı yuva başına ise ortalama 7 yavru düşmektedir40.
Üreme dönemi: Yuva yapımı nisan ayının üçüncü haftasından itibaren başlar. Yumurtlama dönemi genellikle mayısın ilk haftasında gerçekleşir. Yavrular mayıs ortasında yumurtadan çıkar ve haziran ortasına kadar tüylenir. AKD: 25 Nisan 2004’te Akseki’de kayaların altındaki deliklerde dört yuva gözlenmiştir. 30 Nisan 2001’de Ağla’da bir erişkin çam ağacındaki delikte kuluçkadayken görülmüştür. 26 Nisan 2005’te Uzuncaburç’ta bir yuvada yedi yumurta, 7 Mayıs 2004’te ise tamamen tüylenmiş yedi yavru kaydedilmiştir. 17 Haziran 1996’da birkaç tüylenmiş yavru, 19 Haziran 1996’da Delimahmutlu’da tüylenmiş bir yavruyu besleyen erişkin, 5 Haziran 1999’da Bolkar Dağları’nda bir yavru gözlenmiştir. KAD: 9 Haziran 1975’te Boyabat yakınında tüylenmiş yavru, 12 Haziran 1975’te İkizdere yakınında yavrularını besleyen bir çift kaydedilmiştir. İÇA: 1978–80 yıllarında Ankara yakınındaki Beynam Ormanı’nda yapılan çalışmaya göre yuva yapımı 20–27 Nisan, ilk yumurtanın koyulması 2–6 Mayıs, ilk yavrunun çıkışı 19–22 Mayıs ve tüylenme 11–15 Haziran arasında gerçekleşmiştir. 29 Mayıs 1992’de Kızılcahamam’da ibreli ağaçlardaki deliklerde iki yuvada yavrular gözlenmiş, 9 Mayıs 1990’da Daday’da bir duvardaki delikte yavrulu bir yuva kaydedilmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
türle ilgili farklı varyasyon düzeyleri tanımlamış olsalar da temel farklar üzerinde hemfikirdirler21,64. Türkiye’de iki alttür grubu görülür; Marmara, Batı Karadeniz, Ege, ve güneyde Toroslarda görülen ater grubu altındaki ater alttürü ile Doğu Karadeniz’de görülen phaeonotus grubu altındaki derjugini alttürü21. Bunun dışında Artvin ve Sarıkamış’da derjugini alttürü bilinse de, burada abietum/rufolateralis ve michalowskii altrürleri arasında geçişin yaşandığıiddia edilmiştir64. Türkiye’de Doğu Karadeniz’den çekilmiş fotoğraflar incelendiğinde ülkenin kalanından çekilmiş fotoğraflardan çok fark görmek mümkün değildir. Derjugini ve michalowskii alttürlerini içeren Kafkas gruplarında görülen bireysel varyasyonun, grup içi ve gruplar arası geçiş göze alındığında Kafkas grubunu dahi ater grubundan farklı olması fikri zayıf kalmaktadır. Nitekim derjugini’nin bazı belirgin özelliklerini Ilgaz Dağları’na kadar batıda gözlenmiştir64. Buna karşın Ege ve Akdeniz kuşlarının rufolateralis isminin altrür olabileceği önerilmiştir64. Türde görülen coğrafi varyasyonu kısaca ele almış, varyasyonun çoğunun klinal olduğunu belirtmiş73. Bu tür önceden Parus cinsi altında sınıflandırılıyordu19,65.
Ak Yanaklı Baştankara
| Poecile lugubris | |
| Sombre Tit | |
| Familyası: Baştankaragiller (Paridae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Nispeten yaygın olarak çok sayıda bulunan yerli bir türdür.
Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde kuru, açık ağaçlık alanlarda ve çalılıklarda sıkça görülür. Ülkenin diğer bölgelerinde ise daha lokal yayılışlıdır. Görünüşe göre İç ve Güneydoğu Anadolu’nun step benzeri alanları ile Doğu Anadolu’nun bazı bölümlerinde bulunmamaktadır. Batıda 0–800 m, iç kesimlerde 1000–1300 m, doğuda 100–1500 m (yer yer 2200 m) ve Toroslar’da 2200 m’ye kadar ürer. Trakya’nın kuzey ve güneyinde lokal olarak bulunur. Orta Karadeniz Bölgesi’nde nadir olarak, Ege ve Akdeniz kıyılarında yaygın şekilde ürer.


Üreme
Yuvalama alanı: Deniz seviyesinden 2000 m’nin üzerine kadar orman altı örtüsüne sahip yaprak döken ve ibreli ağaçlık alanlarda, taşlık yamaçlarda, küçük ağaçların ve çalıların bulunduğu vadilerde ve ara sıra bahçelerde ürer.
Yuvası: Genellikle ağaç kovuklarında yuvaladığı düşünülür. Ancak kayalıklardaki oyuklarda da yuvalar bulunmuştur ve bu davranışın daha yaygın olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca bir petrol istasyonunun beton ayaklı şemsiyesinin tepesinde yuva yaptığı da kaydedilmiştir. Yuvalar kuru otlardan yapılır ve ilkin yünle sonra tüyle astarlanır13.
Yumurta sayısı: TTürkiye’de 1 yuvada 4 yumurta, 2 yuvada 5 yumurta, 5 yuvada 6 yumurta, 5 yuvada 7 yumurta, 7 yuvada 8 yumurta ve 4 yuvada 9 yumurta kaydedilmiştir. Ortalama yumurta sayısı 7,1’dir. 5 kuluçkaya ait 35 yumurtanın ortalama büyüklüğü 16,17 x 11,79 mm’dir. Ortalama kuluçka süresi 13,3 gün (17 yuva) ve ortalama tüylenme süresi 22,2 gündür (21 yuva)40. Aynı çalışmada 28 yuvadan 25’inin başarılı olduğu, koyulan 191 yumurtadan 164’ünün çatladığı (%85,9), 161 yavrunun tüylendiği (yumurtaların %84,3’ü / çıkan yavruların %98,2’si) ve yuva başına ortalama 5,8 yavru düştüğü (başarılı yuvalarda 6,4 yavru) gözlenmiştir41.
Üreme dönemi: Nisan başından itibaren ve çoğunlukla mayıs ayında yumurta koyar. Yavrular mayıstan itibaren görülür. MAR: 26 Nisan 1970’te Balıkesir yakınlarında yavrularını besleyen erişkinler, 26 Mayıs 1966’da Manyas Gölü’nde bir aile grubu ve 25 Haziran 1973’te Alexandria Troias’ta yanında tüylenmiş yavru bulunan bir erişkin gözlenmiştir. 22 Nisan 1964’te Osmaneli yakınında bir kaya yarığında çatlamaya yakın 7 yumurtalı bir yuva kaydedilmiştir86. EGE: 13 Mayıs 1992’de bir erişkin yeni tüylenmiş yavrusunu beslerken gözlenmiştir. AKD: 16 Nisan 1876’da Pozantı’da 7 yumurtalı bir yuva bulunmuştur13. Kovada Milli Parkı’nda 10 Mayıs 1995’te kullanılan bir yuva kaydedilmiştir. Mut yakınında 26 Mayıs 1998’de içinde birkaç tüylenmiş yavru olan bir yuva kutusu, Uzuncaburç’ta 7 Mayıs 2004’te bir kaya oyuk içinde, yumurtaların nisan başında koyulduğunu gösteren şekilde, neredeyse tamamen tüylenmiş 5 yavru bulunmuştur. 5 Temmuz 1986’da Mut’un kuzeyinde, 18 Haziran 1996’da yine Mut çevresinde ve 17 Haziran 1996’da Uzuncaburç’ta aile grupları gözlenmiştir. İÇA: 8 Haziran 1975’te Devres Vadisi’nde yeni tüylenmiş bir yavru gözlenmiştir. 1978–80 yıllarında Ankara Beynam Ormanı’nda yapılan çalışmada yuva yapımına 18–23 Nisan arasında (19 yuva), yumurtlamaya 1–6 Mayıs arasında (25 yuva), yavru çıkışına 15–20 Mayıs arasında (21 yuva), tüylenmeye ise 6–11 Haziran arasında (18 yuva) başlandığı kaydedilmiştir40. GDA: 11 Nisan 1996 ve 7 Mayıs 1992’de Gaziantep yakınlarında yuva yapma davranışı, 2 Mayıs 1964’te bir kaya yarığında yavrulu bir yuva, 20 Mayıs 1993’te bir kayadaki delikte yumurta ve 2 Haziran’da aynı yuvada yavrular86, 28 Temmuz 1967’de büyük olasılıkla ikinci kuluçkadan yavru84 kaydedilmiştir. Ayrıca 8 Mayıs 2004’te kayalık bir alanda iki yeni tüylenmiş yavru, 24 Mayıs ile haziran arasında dört ayrı aile grubu gözlenmiş ve 27 Nisan 2005’te bir kaya deliğine yiyecek taşıyan erişkinin küçük yavruları olduğu anlaşılmıştır. Uludere’de 17 Mayıs 1975’te içinde yavru olan bir yuva bulunmuştur.
Alttürler ve Sınıflandırma
Trakya’da görülenler nominat lugubris alttürünün sırtı daha kahverengiye çalar.64 tarafından tanımlanan lugens, nominat lugubris ile sinonimidir21. Anadolu’da ise anatoliae alttürü görülür. Güneydoğu bölgesinin en ucundakilerin İran’da görülen dubius ile geçiş yaptıkları kesindir. Anatoliae alttürünü lugubris alttüründen ayıran özellikler belirgindir21,64,76. Bu tür önceden Parus cinsi altında sınıflandırılıyordu19,65.
Kayın Baştankarası
| Poecile palustris | |
| Marsh Tit | |
| Familyası: Baştankaragiller (Paridae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Dar bir kuşakta nispeten çok sayıda bulunan yerli bir türdür.
Karadeniz ve Marmara bölgelerinde, özellikle tepelik ve dağlık alanlarda, yaprak döken ya da karışık ormanlarda bulunur. Ege Bölgesi’nden, özellikle İzmir çevresinden gelen ve büyük olasılıkla kış dönemine ait olan, birbirinden uzak birkaç kayıt mevcuttur64. Üreme alanı oldukça sınırlıdır. Kuzey Trakya’daki Istranca Dağları, Batı Karadeniz’in bazı bölümleri, Marmara’nın dağlık güney kesimleri (örneğin Kaz Dağları ve Uludağ) ve İç Anadolu sınırına yakın Abant ile Gerede çevresi gibi dağlık alanlarda, deniz seviyesinden 1000 m’ye kadar ürer. Yıl boyunca batıda İğneada, Uludağ, Yedigöller ve Zonguldak’ta, doğuda ise Kaçkarlar’da düzenli olarak kaydedilmektedir.


Üreme
Yuvalama alanı: Yaprak döken ve karışık ormanlarda, çoğunlukla tepelik ve dağlık alanlarda ürer.
Yuvası: Ağaçlardaki kovuklarda ya da yuva kutularında yuvalar. Türkiye’de yuvasının yapısı bilinmemektedir. Diğer bölgelerde saç ve az miktarda tüyle astarlanmış yosundan oluşan bir yuva yaptığı bilinmektedir.
Yumurta sayısı: Türkiye’de yumurta sayısına dair bilgi yoktur. Türkiye dışında olağan kuluçka büyüklüğü 6–9 yumurtadır.
Üreme dönemi: Nisan ve mayıs ayında kuluçkaya yatar. Yavrular mayıs ve haziran ayında gözlenir. KAD: 1 Mayıs 1978’de Alaplı yakınında bir yuvada, 29 Mayıs 1992’de Abant Gölü yakınındaki bir yuva kutusunda genç birey kaydedilmiştir. MAR: 22 Haziran 1973’te Demirköy yakınında tüylenmiş yavrularla birlikte erişkinler, 29 Haziran 1973’te Belgrad Ormanı’nda yiyecek taşıyan erişkinler gözlenmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Marmara Bölgesi ile Orta Karadeniz’in doğusunda bulunan bireyler, stagnatilis alttürüne ait gibi görünmektedir. Doğu Karadeniz’e ait herhangi bir örnek incelenmemiştir64. Bu bölgedeki popülasyonun stagnatilis ile Kafkasya’da yayılış gösteren kabardensis alttürleri arasında geçiş formlarını temsil etmesi muhtemeldir21. Bununla birlikte, bu iki form genellikle nominat grup içerisinde sınıflandırılmaktadır75. Palustris grubu içerisinde beş alttür tanımlanmış olsa da21, bu popülasyonlar arasındaki varyasyon son derece sınırlıdır ve neredeyse tamamen klinal yapıdadır80,81. Bu tür, geçmişte Parus cinsi altında sınıflandırılmıştır19,65.
Mavi Baştankara
| Cyanistes caeruleus | |
| Eurasian Blue Tit | |
| Familyası: Baştankaragiller (Paridae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Yaygın olarak çok sayıda bulunan yerli bir türdür.
Açık, yaprak döken ve karışık yaşlı ormanlarda, nehir kıyısındaki ağaçlık alanlarda, çalılıklarda, plantasyonlarda ve bağ-bahçelerde görülür. Daha çok yaşlı ağaçlık alanlar, meyve bahçeleri ve zeytinliklerde ürer. Kocaçay Deltası’nda en yoğun olarak nemli, sık alüvyal ormanında bulunurlar. Trakya’da 0–750 m, Karadeniz’de 100–1500 m, Akdeniz’de 500–1700 m (ve muhtemelen daha alçak rakımlarda) ve Doğu Anadolu’da 2000 m’ye kadar ürer. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da oldukça lokal yayılış gösterir; uygun habitatların bulunduğu pek çok bölgede ya hiç yoktur ya da şaşırtıcı şekilde nadirdir. Buna karşın, Fırat Nehri çevresindeki ağaçlık alanlarda yer yer seyrek sayılmayacak yoğunlukta bulunur.
Üreme dönemi dışında çevre alanlara yayılma eğilimindedir. Sonbaharda İstanbul Boğazı çevresindeki göç hareketi belirgindir. Kış döneminde iç göç yaşanmakta; bu dönemde parklar, şehirler ve üreme kaydının olmadığı birçok noktadan gözlemler yapılmaktadır.


Üreme
Yuvalama alanı: Kocaçay Deltası’nda 1993’te 31 hektarlık bir çalışmada hektar başına 0,81 çift kaydedilmiştir18. 1992’de Kızılırmak Deltası’nda yalnızca ağaçlık alanlarda gözlenmiştir28.
Yuvası: Ağaçlardaki deliklerde yuvalar. Bir zeytinlikte metal bir borunun içinde yuvaladığı da kaydedilmiştir88. Türkiye’de nasıl bir yuva yaptığına dair doğrudan bilgi yoktur. Diğer bölgelerde yosun ve ottan yapılmış, saç ve tüylerle astarlanmış kâse şeklinde bir yuva yaptığı bilinmektedir.
Yumurta sayısı: Türkiye’de 30 yuvaya ait verilere göre 1 yuvada 4 yumurta, 2 yuvada 6 yumurta, 5 yuvada 7 yumurta, 7 yuvada 8 yumurta, 4 yuvada 9 yumurta, 7 yuvada 10 yumurta, 3 yuvada 11 yumurta ve 1 yuvada 12 yumurta kaydedilmiştir.
Üreme dönemi: Beynam Ormanı’nda 1978–80 yıllarında yapılan çalışmalarda yuva yapımının 21–29 Nisan, ilk yumurtanın koyulmasının 4–9 Mayıs, yavruların çıkışının 20–29 Mayıs ve tüylenmenin 12–16 Haziran arasında gerçekleştiği belirlenmiştir. Aynı çalışmada ikinci kuluçka da gözlenmiş ve 39 yuvadan 32’si başarılı olmuştur40,41. MAR: 8 Haziran 1966’da Erdek’te ilk aile grupları kaydedilmiştir. EGE: 15 Mayıs 1951’de uçabilen yavruların bulunduğu bir yuva, yumurtlamanın nisan başında olduğunu göstermektedir53. AKD: 6 Mayıs 2001 ve 26 Nisan 2002’de Ağla’da ağaç içi yuvalarda kuluçkadaki erişkinler gözlenmiştir. KAD: 12 Temmuz 1974’te Yoncalık’ta tüylenmiş yavru, 10 Haziran 1975 ve 15 Haziran 1984’te Kızılırmak Deltası’nda aile grupları kaydedilmiştir15. 1992’de haziran başında yine Kızılırmak Deltası’nda nisan ortasında yumurtlandığını gösterir şekilde aile grupları gözlenmiştir28. 8–17 Haziran 1975’te İç Anadolu ve Karadeniz’in çeşitli noktalarında da aile grupları kaydedilmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Türkiye’deki popülasyonların tamamı nominat caeruleus grubuna dâhildir.21 ülkenin batı ve kuzeyinde görülen bireyleri caeruleus, doğu ve güneyde bulunan, batıda nominat grupla geçiş yapan bireyleri ise satunini olarak değerlendirmiştir.64 Trakya’daki kuşları caeruleus, Kuzey Anadolu’dakileri caeruleus ile satunini arasında, güneydekileri ise açıkça caeruleus ve persicus arasında özellikler gösteren bireyler olarak tanımlamıştır. Aynı çalışmada, Ege Bölgesi’nde calamensis alttürünün bulunabileceği ihtimali de öne sürülmüştür. Ancak yukarıda adı geçen formlara ait örnekler incelendiğinde, aralarındaki farklılıkların oldukça sınırlı olduğu ve büyük ölçüde klinal bir varyasyon gösterdiği söylenebilir. Her ne kadar persicus alttürünün Batı Avrupa popülasyonlarından belirgin şekilde farklı olduğu bazı yayınlarda vurgulanmışsa da25,61, ve persicus’un “iyi ayırt edilebilir” bir form olduğu öne sürülmüşse de79, bu farkların özellikle yayınlardaki renk tasvirlerinde aşırıya kaçılması nedeniyle abartılmış olabileceği düşünülmektedir. Tür, geçmişte Parus cinsi altında sınıflandırılmıştır19,65.
Büyük Baştankara
| Parus major | |
| Great Tit | |
| Familyası: Baştankaragiller (Paridae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Yaygın olarak çok sayıda bulunan yerli bir türdür.
İç Anadolu’nun orta kısımlarında ve Güneydoğu Anadolu’nun bazı kısımları ve aynı zamanda Doğu Anadolu’nun dağlık vadilerinde oldukça lokaldir. Uygun habitata sahip gibi görünen bazı bölgelerde ya şaşırtıcı derecede nadir görülür ya da hiç görülmez. Deniz seviyesinden ağaç sınırına kadar, daha çok vadilerde ve alçak yamaçlarda ürer. Ilgaz Dağları’nda 1700 m’ye, Uludağ’da ve Toroslar’da 2000 m’ye ve Doğu Anadolu’da 2300 m’ye kadar ürer.
Üreme dönemi dışında bir parça yayılma eğilimindedir. Sonbaharda Boğazlar’daki göçü belirgindir. Kış mevsiminde sulakalanların çevresi ve parklar gibi üreme kaydının olmadığı noktalar dâhil daha geniş bir alanda kaydedilir.


Üreme
Yuvalama alanı: Her tür ağaçlık alanda ürer. Yayılımı genellikle ağaçlarla ilişkilidir. Baltalık, zeytinlik, bahçeler, parklar, tarım alanları ve çalılıklarda da bulunur. Kocaçay Deltası’ndaki alüvyal ormanda 1993 yılında 31 hektarlık bir çalışma alanında hektar başına 1,16 çift kaydedilmiştir18.
Yuvası: Ağaç, bina ve duvarlardaki deliklere yuva yapar. Örneğin Sivrikaya’da bir duvardaki delikte, kök, ot, yün ve bir parça yosundan oluşan, ağırlıklı olarak saçla astarlanmış kâse şeklinde bir yuva kaydedilmiştir.
Yumurta sayısı: Türkiye’de 193 kuluçkaya ait verilere göre 1 yuvada 3 yumurta, 1 yuvada 4 yumurta, 11 yuvada 5 yumurta, 34 yuvada 6 yumurta, 53 yuvada 7 yumurta, 47 yuvada 8 yumurta, 28 yuvada 9 yumurta, 13 yuvada 10 yumurta, 3 yuvada 12 yumurta ve 1 yuvada 13 yumurta kaydedilmiştir. Ortalama yumurta sayısı 7,5’tir.Ortalama yumurta sayısı 7,5’tir.
Üreme dönemi: Mart başı ile mayıs başı arasında yumurta koyar. yavrular temmuz ayına kadar izlenebilir. Yılda en az iki kez kuluçkaya yatar. MAR: 17 Haziran 1975’te Bebek’te, 20 Mayıs 1966’da Uluabat’ta tüylenmiş yavrular gözlenmiş, yumurtlamanın nisan ortasında başladığı anlaşılmıştır. EGE: 22 Nisan 2002’de Altınkum yakınında, bir erişkinin yuvadan dışkı taşıdığı gözlenmiş; bu davranış yumurtlamanın mart sonunda başladığını göstermektedir. 19 Mayıs 1970’te Büyük Menderes Deltası’nda 10 Nisan’da yumurtladığı anlaşılan çiftler gözlenmiş, 3 Mayıs’ta mart sonu yumurtlamaya işaret eden genç bir birey kaydedilmiştir. AKD: 15 Nisan 1973’te Gazipaşa’da, 7 Mayıs 2004’te Uzuncaburç’ta ve 1 Mayıs 2005’te Kargıhanı’nda yavrular kaydedilmiş; bu kayıtlar ilk yumurtaların mart sonunda bırakıldığını göstermektedir. 15 Nisan 1973 ve 14 Haziran 1987’de Anamur ve Dalyan’da tüylenmiş yavrular görülmüş ve iki kez kuluçkaya yatıldığı düşünülmüştür35. KAD: Kızılırmak Deltası’nda 9 Haziran 1969 ve 27 Mayıs 1979’da yavrulu yuvalar, 10 Haziran 1975’te tüylenmiş yavrular kaydedilmiştir15. 2 Mayıs 1992’de birkaç yuva, haziranın ilk on gününde ise aile grupları gözlenmiştir28. 14 Haziran 2004’te Sivrikaya’da 25 Mayıs’ta yumurtlandığı anlaşılan beş yavrulu bir yuva, 10 Mayıs 2004’te İspir’de yumurtalı olduğu düşünülen iki yuva, 12 Haziran 2004’te iki aile grubu ve 13 Haziran 2004’te Sivrikaya’da bir aile grubu kaydedilmiştir. İÇA: Üreme nisan ortasında başlar85 ve tüylenmiş yavrular haziran boyunca gözlenebilir. 1978–1980 yıllarında Beynam Ormanı’nda yapılan çalışmada 1300–1500 m arasında yerleştirilen yuva kutularında 273 yuvadan 226’sı başarılı olmuştur. Ortalama ilk yumurta bırakma tarihi 7–8 Mayıs, yumurtadan çıkış 22–24 Mayıs ve tüylenme 13–17 Haziran’dır. Bırakılan 1922 yumurtanın %86,6’sı çatlamış, %83,6’sı tüylenmiştir. Ortalama yavru sayısı 5,9’dur (başarılı yuvalarda 7,1). Çiftlerin üç sezonda %12,5 ile %24,1’inin ikinci kez kuluçkaya yattığı saptanmıştır41. GDA: 4 ve 17 Mayıs ile haziran ayı boyunca gençler gözlenmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Türkiye’de ağırlıklı olarak major alttürü yayılış gösterir21,76. Geniş yayılışlı ve oldukça değişken bir taksondur.64,63 tarafından toplanan ve 72377 numaralı örneğin Viyana Doğa Tarihi Müzesi’ndeki incelemesine dayanarak, Güneybatı Ege’de daha küçük yapılı aphrodite alttürünün bulunabileceğinden şüphelenmiştir. Ayrıca, Toroslar’ın doğusundan toplanan iki örnekte Levanten kökenli terrasanctae alttürünün bazı özelliklerinin görülebileceğini belirtmiştir64. Ancak Tring Doğa Tarihi Müzesi’nde bulunan tüm Toros örnekleri major formundan belirgin bir farklılaşma göstermemektedir. Aynı şekilde, müzedeki diğer örneklerin incelenmesi sonucunda, terrasanctae alttürünün major’dan yalnızca zayıf düzeyde ayrıldığı görülmektedir80.
Çulhakuşu
| Remiz pendulinus | |
| Eurasian Penduline-Tit | |
| Familyası: Çulhagiller (Remizidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Lokal olarak yer yer çok sayıda bulunan yerli bir türdür.
Üreme döneminde her zaman akarsuların ve kanalların kenarındaki ve özellikle bataklık alanlardaki söğütlere bağlı bir türdür. Çoğunlukla batıdaki alçak bölgelerde, ancak İç Anadolu’da 1000 m, Doğu Anadolu’da da 2000 m yüksekliğe kadar düzenli olarak bulunur. Şaşırtıcı şekilde Doğu Karadeniz Bölgesi’nde de ürememektedir. Doğu Anadolu’nun dağlık bölgeleri ve Güneydoğu’nun çoğunda bulunmaz. Marmara ve Ege’de bol, diğer bölgelerde nispeten lokaldir. Yarı göçmen olarak üreme dönemi dışında daha yaygındır.
Yıl boyunca düzenli olarak üreme bölgelerinde bulunur, ancak ürediği bilinmeyen alanlardan da kış kayıtlar vardır. Bu dönem biraz yayılma eğilimi gösterir8, muhtemelen göç alır ve hatta göç verir.


Üreme
Yuvalama alanı: Su kenarında ya da suya yakın alanlarda ürer. Genellikle akarsu kıyısındaki sazlara doğru eğilmiş ağaçlarda, kanallarda, göletlerde ve bataklıklardaki ağaçlarda yuvalar. Ara sıra sudan uzak ormanlık alanlarda da yuva yapar.
Yuvası: Söğüt, kavak, okaliptüs ve ılgınları tercih eder. Zeytin ağaçlarında da yuva yaptığı kaydedilmiştir. Yuva genellikle bir dalın ucunda, ince dalcıkların üzerinde yer alır ve yerden 5–9,2 m yüksektedir. Ancak ılgın gibi kısa ağaçlarda bu yükseklik çok daha düşüktür. 17 Mayıs 2007’de Side yakınlarında alçak ve dikenli bir çalıda bulunan bir yuva yerden yalnızca 0,6 m yükseklikteydi. 14 Mayıs 2007’de Akköy’de (Aydın), suyun olmadığı kuru bir mısır tarlası kenarındaki yalnız bir ağaçta yerden 2,5 m yükseklikte bir yuva bulunmuştur. Yuva kubbe şeklindedir, boru biçimli bir girişe sahiptir ve beyazımsı renktedir. Genellikle söğüt tozları gibi bitki havlarının çok sıkı dokunmasıyla keçe benzeri bir yapı oluşur ve bazı lifler de bunun içine örülür. Yuva yapımı yaklaşık iki hafta sürer.
Yumurta sayısı: Türkiye’de 5–6 yumurta bıraktığı 5 yuvada kaydedilmiştir. Daha az sayıda yumurta içeren yuvalar henüz tamamlanmamış kuluçkalara aittir. Yavru sayısı bilinmemektedir.
Üreme dönemi: Türkiye’de nisan başından itibaren yuva yapımı kaydedilmiştir. MAR: 23 Nisan 1994’te birçok yuva kaydedilmiş18, 24–29 Mayıs 1967’de Manyas Gölü’nde, 16 Haziran 1998’de Uluabat Gölü’nde yuvalama gözlenmiştir88. Türkiye’de üreme sezonunun, ilk yavrularını yetiştirmiş bireylerin ikinci kez kuluçkaya yatması veya kayıpların telafisi nedeniyle uzayabildiği anlaşılmaktadır. EGE: En erken yuva yapımı 5 Nisan’da, en geç 1 Haziran’da kaydedilmiştir. 5 Mayıs 1951’de Efes’te bir yuvada altı yumurta, diğerinde dört yumurta sayılmıştır53. 23 Mayıs 1999’da Milet’te bir yuvada tek yumurta ve boş bir yuva bulunmuştur. 14 Mayıs 1899’da Milet’te yumurtalı birkaç yuva ile yumurtlamaya hazır boş yuvalar tespit edilmiştir68. Bafa Gölü’nde 14 Mayıs 1974’te yavrulu bir yuva, 28 Mayıs 1979’da32 ve 26 Haziran 1999’da uçan yavrular gözlenmiştir. AKD: 5 Mayıs 1964’te Çukurova’da beş yumurtalı bir yuva ve başka yuvalarda yeni bırakılmış yumurtalar bulunmuştur86. 24 Nisan 1967’de Antalya yakınlarında yuva yapımı, Dalyan’da ise 8 Nisan’da yuva yapımı gözlenmiştir. KAD: 11 Haziran 2004’te Gelinkaya’da geçen yıl kullanılan bir yuvanın 1 m yakınında yeni bir yuva bulunmuş ve içinde bir erişkin kuluçkada gözlenmiştir. 23 Haziran’da ise iki erişkinin yuvaya yiyecek taşıdığı görülmüştür. İÇA: Sultansazlığı’nda nisan sonundan haziran başına kadar, başka alanlarda mayısta birçok yuva yapımı kaydedilmiştir. En geç kayıt 2 Haziran 1974’te Ankara yakınlarında yarım yapılmış bir yuvadır. 2 Ağustos 1983’te Seyfe Gölü’nde tüylenmiş yavrular gözlenmiş ve yumurtlamanın haziran sonunda gerçekleştiği düşünülmüştür27. DOA: Mayısın ikinci haftasında yuva yapımı kaydedilmiştir. 20 Mayıs 1975’te Haçlı Gölü’nde henüz kuluçkaya yatılmamış iki yumurtalı bir yuva, 23 Mayıs’ta ise erişkinlerin yerleştiği iki yuva bulunmuştur. Temmuz başında Van’da bir aile grubu ve 6 Ağustos 1996’da üç yavru gözlenmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Türkiye’de nominat pendulinus alttürü yayılış gösterir. Roselaar (1995), İç ve Doğu Anadolu’daki bireyleri menzbieri alttürü olarak tanımlamıştır. Menzbieri alttürüne ait bazı bireyler oldukça soluk renklere ve belirsiz desenlere sahip olsa da, pendulinus ile menzbieri arasındaki farklar hem çok zayıf tanımlanmış hem de oldukça değişkendir. Bazı gözlemciler nominat pendulinus’un Aras Vadisi’nde, Ermenistan sınırında da bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle menzbieri’nin nominat pendulinus’un bir sinonimi olarak değerlendirilmesi en doğru yaklaşımdır.
İbibik Toygarı
| Alaemon alaudipes | |
| Greater Hoopoe-Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Yakın zamana kadar rastlantısal konuk olduğu düşünülürdü. Lokal olarak az sayıda yuvalayan bir yaz göçmenidir.
2021 yılından itibaren Ceylanpınar ve Birecik çevresinde üreme kayıtları alınmıştır. İlk kayıt 15 Ağustos 2021’de Şanlıurfa Gökçayır TİGEM sahasında 3 birey ile gerçekleştirilmiş olup gözlem Y. Durmuş, K. Erciyas ve S. Yılmaz tarafından yapılmıştır. Aynı alanda 19 Mayıs 2022’de D. Mitchell tarafından 2 birey, 22 Mayıs 2022’de Ç. Abbasoğlu, G. Güzelbey, M. Mahmutoğlu ve M. E. Tiryaki tarafından 9 birey, 2 Temmuz 2023’te V. Donbaloğlu, F. İzler ve M. E. Tiryaki tarafından 4 birey, 15 Temmuz 2023’te ise M. E. Tiryaki, T. Tozsin ve A. Yorulmaz tarafından 2 birey kaydedilmiştir. Ayrıca, 29 Haziran 2024’te Şanlıurfa’da kaydedilen bir alanda 3 birey O. Toy ve S. Yılmaz tarafından gözlenmiş, son kayıt 30 Haziran 2024’te yapılmıştır. Bu bölgedeki diğer bir gözlem, 23 Ağustos 2022’de Birecik’te 1 birey ile A. Demir tarafından gerçekleştirilmiştir.
Bölgedeki tek başka kayıtlardan biri, 25 Nisan 2022’de Gaziantep Hancağız Barajı’nda G. Güzelbey tarafından kaydedilen 3 bireydir; bu bireyler ertesi gün, 26 Nisan 2022’de son kez gözlenmiştir.
Tür göç döneminde Doğu Akdeniz kıyılarında da görülmektedir. Türkiye için ilk kayıt 2 Mayıs 1997’de Göksu Deltası’nda gözlenmiş, birey detaylı biçimde tanımlanmıştır70. Bunu takiben, 26 Mart 2021’de Hatay Milleyha sahil şeridinde A. Atahan, M. Atahan ve E. Yoğurtçuoğlu tarafından 2 birey, 19 Nisan 2022’de yine aynı bölgede S. Bekir ve E. Yoğurtçuoğlu tarafından 5 birey kaydedilmiştir.


Üreme
Yuvalama alanı: Güneydoğu Anadolu’da, özellikle Şanlıurfa Ceylanpınar ve Birecik çevresindeki açık alanlarda ve tarım sahalarında ürediği düşünülmektedir.
Yuvası: Bilinmemektedir.
Yumurta sayısı: Bilinmemektedir.
Üreme dönemi: Mayıs ayında alanda bulunan bireyler, çiftleşme ve yuvalama davranışlarını düşündürür. 22 Mayıs 2022’de 9 birey, 2 Temmuz 2023’te 4 birey ve 15 Temmuz 2023’te 2 bireyin gözlenmesi, türün mayıs-haziran başında yumurta bırakabileceğini ve temmuz başı ile ortasında yavrularla birlikte gözlenebileceğini düşündürür. Bu bulgular, bölgede son yıllarda düzenli olarak ürediğini göstermektedir. GDA: 2021–2024 yılları arasında Şanlıurfa Ceylanpınar TİGEM sahasında ve Birecik’te birçok defa gözlenmiş; 29 Haziran ve 30 Haziran 2024’te de kaydedilmiştir. Gaziantep Hancağız Barajı’nda 25–26 Nisan 2022 tarihlerinde kısa süreli gözlemler üreme davranışı açısından zayıf bir kanıt sunmaktadır.
Alttürler ve Sınıflandırma
Türkiye’de görülen bireylerin büyük olasılıkla nominat alttüre ait olduğu düşünülmektedir.
Küçük Çöl Toygarı
| Ammomanes cinctura | |
| Bar-tailed Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Nadir yaz konuğu ve rastlantısal konuktur.
Son yıllarda Güneydoğu Anadolu’da uygun üreme alanlarında görülmesiyle türün statüsü değişmiştir. 21 Mayıs 2022’de Şanlıurfa Gökçayır TİGEM sahasında 6 birey Ç. Abbasoğlu tarafından gözlenmiş ve bu bireyler 11 Haziran 2022’ye kadar kaydedilmiştir. Aynı alanda 22 Mayıs 2022’de 10 birey Ç. Abbasoğlu, G. Güzelbey, M. Mahmutoğlu ve M. E. Tiryaki tarafından gözlenmiş ve son kayıt 30 Mayıs 2022’de yapılmıştır. Son olarak, 23 Ağustos 2022’de Şanlıurfa’da kaydedilen bir alanda 1 birey A. Demir tarafından gözlenmiştir.
Üreme alanı dışında, 6 Mayıs 2021’de İstanbul Riva Çayırları’nda 1 birey E. Cengiz, B. Hakarar ve M. Tuncer tarafından gözlenmiş, bu birey 11 Mayıs 2021’e kadar alanda kalmıştır. 23 Nisan 2022’de Hatay Milleyha sahil şeridinde 2 birey A. Atahan, M. Atahan, S. Bekir ve E. Yoğurtçuoğlu tarafından kaydedilmiş, son gözlem 24 Nisan 2022’dedir.
Türün Türkiye’deki ilk güvenilir kayıtları Göksu Deltası’ndan bildirilmiştir. Bunlardan ilki, 12 Mayıs 1987’de yapılan ve ayrıntılı biçimde tanımlanan bir gözlemdir; bu kayıt Danimarka Nadir Tür Komitesi tarafından da kabul edilmiştir38. Diğer iki gözlem, 27 Nisan 20003,39 ve 21 Mayıs 2005 tarihlerinde Akgöl’ün kuzeyindeki kuru tarlalarda gerçekleştirilmiş, ancak bu bireylere dair herhangi bir tanımlama yayımlanmamıştır. Güneydoğu Anadolu’dan bildirilen bazı eski kayıtlar ise Çöl Toygarı altında ele alınmış olup, muhtemelen bu türle karıştırılmış olabilir.


Üreme
Yuvalama alanı: Yakın dönemde Şanlıurfa’da uygun üreme habitatlarında gözlenmiştir. Ancak türün hangi mikrohabitatlarda yuvaladığına dair bilgi bulunmamaktadır.
Yuvası: Bilinmemektedir.
Yumurta sayısı: Bilinmemektedir.
Üreme dönemi: Mayıs ayında türün uygun habitatlarda uzun süreli gözlenmesi üreme ihtimalini güçlendirmektedir. Ancak doğrudan yuva ya da yavru gözlemi bulunmamaktadır. GDA: 21 Mayıs 2022’de Şanlıurfa Gökçayır TİGEM sahasında 6 birey, 22 Mayıs 2022’de aynı alanda 10 birey ve 30 Mayıs 2022’ye kadar devam eden gözlemler üreme dönemine denk gelmektedir. 23 Ağustos 2022’de yine Şanlıurfa’da 1 birey kaydedilmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Türkiye’de arenicolor alttürünün bulunması beklenmektedir. Ayrıca, tür adının yazımında doğru formun kullanılması önemlidir14.
Çöl Toygarı
| Ammomanes deserti | |
| Desert Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Lokal yayılış gösteren ve muhtemelen yerli bir türdür.
Türkiye için ilk kayıt, Haziran 1983’te Birecik’in kuzeyindeki bir yaylada gözlenen 3 bireyle belgelenmiştir50,54. Aynı alanda yapılan gözlemlerde 15 bireye kadar sayılmış ve türün burada ürediği kanıtlanmıştır49. 1989’dan bu yana, bu alanın yaklaşık 15 km kuzeyinde yer alan benzer özellikteki başka bir habitatta da, düzenli olarak 5 birey gözlenmekte ve bu alanın da üreme açısından uygun olduğu düşünülmektedir.
Ekim ile şubat ayları arasında kaydı bulunmamasına rağmen, yıl boyunca aynı bölgelerde gözlenmiş olması nedeniyle yerli olduğu tahmin edilmektedir. 2 Haziran 2001’de Nusaybin’in kuzeydoğusunda bir birey kaydedilmiştir39. Bunun dışında, 6 Ağustos 1992’de Iğdır’ın 25 km batısında, Kars sınırları içinde bir bireyin gözlendiği iddia edilmiştir.


Üreme
Yuvalama alanı: 1984’ten bu yana Birecik’te, oyukların bulunduğu kurak ve büyük ölçüde çıplak taşlık bir yaylada ürediği birkaç kez teyit edilmiştir. Diğer yerlerde genellikle alçak bir kayanın ya da bitki kümesinin gizlediği bir çukurda yuva yapar.
Yuvası: Otlar ve diğer bitkisel malzemelerden kâse şeklinde yaptığı yuvasını daha ince malzemelerle kaplar ve açıkta kalan kısmın çevresini siper görevi görmesi için küçük taşlar ya da kuru toprak parçalarıyla örter.
Yumurta sayısı: Türkiye’de araştırılmamıştır. Diğer yerlerde genellikle 3–5 yumurta bırakır.
Üreme dönemi: Mayıs ayında yumurtlama başlar, yavrular haziran ortasından itibaren görülür. Bazen yılda iki kez kuluçkaya yattığı da bilinmektedir. GDA: Birecik’te 31 Mayıs 1984’te iki erişkinin yeni tüylenmiş iki yavruyu beslemesi, yumurtlamanın mayıs başlarında olduğunu göstermektedir. 18 Haziran ve 17 Ağustos 1986’da her biri tek yavruyla birlikte olan erişkinler gözlenmiş, 10 Ağustos’ta ikisi genç olmak üzere yedi birey kaydedilmiştir. 6–7 Mayıs 1989’da dört erişkin ve iki genç gözlenmiş, bu gözlem yumurtlamanın 9 Nisan’dan daha geç olamayacağını göstermektedir. 28 Mayıs 1991’de tedirgin bireyler gözlenmiş, 14 Nisan 1996’da ise yuva yapımı kaydedilmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Suriye’de görülen coxi alttürünün, Türkiye’de de bulunması muhtemeldir; ancak bugüne kadar ülkeden hiçbir tahnit örneği kaydedilmemiştir.
Orman Toygarı
| Lullula arborea | |
| Wood Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Oldukça yaygın olarak çok sayıda bulunan yerli ve yarı göçmen bir türdür.
Çoğunlukla tepelik ve dağlık alanlarda olmakla birlikte alçak arazilerde ve deniz seviyesindeki düzlüklerde yuvalar. Üreme döneminde genellikle 1100–2000 m arasındaki tepelik veya dağlık alanlarda bulunur. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da 3000 metreye kadar yükselir64. Trakya ve Karadeniz Bölgesi’nde ise deniz seviyesine yakın, alçak rakımlı açık ormanlarda ya da çalılıklarda bulunur. Tipik olarak ardıç ya da diğer ibreli ağaçların oluşturduğu habitatları tercih eder.
Sonbahar ve kış aylarında sürü hâlinde görülür; orta sayılarda yaygındır ve küçük gruplar oluşturur. Ocak–Şubat 1972’de Büyük Menderes Deltası’nda birkaç yüz bireyden oluşan sürüler kaydedilmiştir58. Tür genellikle güney ve güneybatı bölgelerde kışlar; ara sıra Batı ve Orta Anadolu’daki diğer alanlarda da kaydedilmiştir. Sonbaharda göç eden bireyler olduğuna dair bazı kanıtlar vardır. Örneğin, 24 Eylül–25 Ekim 1966 tarihleri arasında İstanbul Boğazı’nda güneydoğu yönünde hareket eden 32 birey gözlenmiştir60. Bu dönemde Karadeniz kıyısında düzenli olarak rastlanabilir.


Üreme
Yuvalama alanı: Hem ibreli hem de yaprak döken orman açıklıklarında, özellikle alçak ve seyrek vejetasyonlu açıklıklarda, izole ağaçlı fundalıklarda, tek tük ağaçlı tarım alanlarında, seyrek çalılı yamaçlarda, çalılık ve ağaçlık kumullarda ve bazen de ağaçsız, alçak vejetasyonlu, çıplak yamaçlarda ürer. Kocaçay Deltası’ndaki kumullarda18, Uludağ’da yarı açık ya da açık tarım alanlarında ve ağaç sınırının hemen üzerindeki dağ eteklerinde, seyrek ot kümelerinin bulunduğu küçük ağaçlı orman açıklıklarında29 ve 2200 metrede Nemrut Dağı (Bitlis) kraterindeki izole alçak çalılarda kaydedilmiştir.
Yuvası: Genellikle bir bitki kümesinin gizlediği yerde yuva yapar. Türkiye’de yuvası tanımlanmamıştır. Diğer yerlerde ot ve yosunlardan kâse şeklinde yaptığı yuvasını ince otlarla ve bazen biraz kılla kaplar.
Yumurta sayısı: Türkiye’de bir yuvada 4 yumurta kaydedilmiştir. Diğer yerlerde genellikle 3-4 yumurta bırakır.
Üreme dönemi: Mayıs ayında yumurtlama başlar, yavrular haziran sonunda veya temmuz başında çıkar ve temmuz sonuna kadar yuvayı terk eder. Erişkinler çoğunlukla mart-temmuz arasında öter ve yılda iki kez ürediğini gösteren hiçbir kayıt yoktur (diğer yerlerde olağandır). MAR: 22 Nisan 1964’te Osmaneli yakınlarındaki bir yuvada yavrusunu besleyen bir dişi gözlenmiştir86. 14 Nisan 1990’da Kocaçay Deltası’ndaki kumullarda bir yuva bulunmuştur18. 18 Mayıs 1969’da Uludağ’da 1900 metrede yuva malzemesi taşıyan bir erişkin, 25–26 Haziran 1973’te Kösedere yakınlarında tüylenmiş yavru gözlenmiştir. EGE: 22 Haziran 1966’da Menemen yakınlarındaki tepelerde, dokuz bireyden oluşan, muhtemelen birden fazla aileden meydana gelen olağandışı büyük bir grup gözlenmiştir. 24 Nisan 2003’te Manisa ile Menemen arasında bir erişkin ve üç tüylenmiş yavru birlikte ürküp uçarak uzaklaşmıştır; bu kayıt yumurtlamanın 20 Mart’tan daha geç olmadığını göstermektedir. AKD: 10 Temmuz 1967’de Mut’ta iki genci besleyen iki erişkin kaydedilmiş, temmuz boyunca başka aile grupları da gözlenmiştir84. 18 Mayıs 1970’te Pozantı yakınlarında ardıç ormanında yavru besleyen erişkinler gözlenmiş, 25 Nisan 1973’te Akseki’de dört yumurtalı bir yuva bulunmuştur. KAR: Abant Gölü’nde 5 Haziran 1996’da ürediği kaydedilmiştir. İÇA: 4 Haziran 1969’da Yüksekova’da R. F. Porter, arazide yedi öten erkek kaydetmiştir. GDA: 4 Mayıs 1997’de Halfeti’de yuvada yavru besleyen bir çift ve iki gençle birlikte bir erişkin gözlenmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Türkiye genelinde pallida alttürü yayılış gösterir64.
Ak Kanatlı Toygar
| Alauda leucoptera | |
| White-winged Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Rastlantısal konuktur.
19. yüzyılı sonu ile 20. yüzyılın başlarında türün Türkiye’de, özellikle sonbahar ve kış aylarında nadir olmadığı düşünülmektedir22. Bu görüşü destekleyen bazı örnekler mevcuttur. İstanbul Yeşilköy’de (eski adıyla San Stefano) 5–6 Ocak 1894’te bir erkek ve bir dişi; Bakırköy’de (eski adıyla Makriköy) ise 29 Şubat 1896 ve 26 Aralık 1897 tarihlerinde iki erkek olmak üzere toplam dört birey toplanmıştır6. Bu örnekler, 1009–1012 kayıt numaralarıyla Sofya Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nde bulunmaktadır.
Ayrıca, 1 Ocak 1868’de Robson tarafından İstanbul Hasköy’de toplanan bir dişi örnek, 81.5.1.2283 kayıt numarasıyla Tring Doğa Tarihi Müzesi’nde yer almaktadır. Robson aynı gün aynı yerden ikinci bir erkek örnek daha toplamış, ancak bu birey Tring koleksiyonunda bulunamamıştır69. Robson’un Canon Tristram’a gönderdiği bir diğer erkek örnek ise T17881 kayıt numarasıyla Merseyside Ulusal Müzeler ve Galerileri’ne bağlı Liverpool Müzesi’nde saklanmaktadır. Etiket bilgilerinden, bu bireyin muhtemelen 23 Ocak 1865’te İstanbul’dan toplandığı anlaşılmaktadır. Tristram’a ait örneklerin her zaman doğru şekilde tekrar etiketlenmediği bilinmekte ve Tring koleksiyonundaki kayıp örneğin olası yok olma nedenleri tartışılmaktadır42.
Şubat 1871’de türün sıra dışı bir akını kaydedilmiştir. Robson, 17 Şubat’ta Hasköy’de bir erkek, 20 Şubat’ta Havanköy’de iki dişi, Pendik’te bir erkek, 20 Şubat’ta İzmit’te bir erkek ve 21 Şubat’ta yine İzmit’te iki erkek olmak üzere birçok birey toplamıştır. Bu bireylerin tamamı bugün Manchester Müzesi’nde BB0271–0277 kayıt numaralarıyla muhafaza edilmektedir. Ayrıca, 17 Şubat 1871’de Hasköy’de toplanan ancak günümüzde kayıp olduğu anlaşılan iki erkek örnek daha vardır16.
İstanbul yakınlarında türün son belgelenmiş kayıtlarından biri, 14 Ekim 1914’te Küçükçekmece’de vurulan iki bireydir12. Bu örnekler Robert Koleji koleksiyonuna alınmış, ancak 1996 yılı başlarına kadar yalnızca bir erkek örnek kalmıştır36,43.
Bu tarihsel kayıtlara ek olarak, daha yakın dönemde yayımlanmış ancak hiçbiri belgelenmemiş dört iddia bulunmaktadır: 18 Nisan 1965’te Gelibolu’da bir birey67, 1979 yılı eylül ayı sonunda Van’da en az 12 birey82, 24 Eylül 1981’de Çaldıran’ın kuzeyinde üç birey83 ve 20 Eylül 1986’da Kars’ın Arpaçay ilçesinin kuzeyinde bir birey55.


Üreme
Türkiye, üreme yayılış alanı dışındadır.
Alttürler ve Sınıflandırma
Monotipik bir türdür.
Tarlakuşu
| Alauda arvensis | |
| Eurasian Skylark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Oldukça yaygın olarak çok sayıda bulunan yerli ve kış göçmenidir.
İç ve Doğu Anadolu’da bol ve yaygın olarak ürer; diğer bölgelerde ise nispeten lokal ve düşük yoğunluktadır. 1000 ila 3000 metre arasındaki çok çeşitli açık alanlarda, yer yer ise üreme sezonunda daha düşük rakımlarda da bulunabilir. Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Kızılırmak Deltası’nda ürediği kaydedilmiştir.
Göç dönemlerinde tüm ülkede yaygın olarak gözlenir. İlkbahar göçü mart ayından nisan ortasına kadar sürer; sonbahar göçü ise eylül ortasından kasım başlarına kadar devam eder ve özellikle ekim ayının ikinci yarısında yoğundur. Örneğin, 5 Ekim–5 Kasım 1966 tarihleri arasında İstanbul Boğazı’ndan 200 birey geçmiş, en yüksek sayıya 25 Ekim’de ulaşılmıştır.
Batı ve Orta Anadolu’nun alçak alanları ile kıyı bölgelerinde az ya da orta sayılarda kışlar. Ancak bazı yıllarda istisnai yüksek sayılar kaydedilmiştir; örneğin 3 Ocak 1969’da Meriç Deltası’nda 5000–10.000 birey gözlenmiştir57. İç Anadolu’da kışlayan birey sayısı, hava koşullarının sertliğine göre değişiklik gösterebilir. Güneydoğu Anadolu’da ise genellikle az sayıda kışlar.


Üreme
Yuvalama alanı: Ağaçsız açık alanlarda, tepelik otlaklarda, çayırlarda, bataklıklarda ve göl kenarlarında ürer. Sürülmüş alanlar da dâhil olmak üzere tarlalarda, bazen kayalık yamaçlarda ve Doğu Anadolu’da yüksek rakımlı çayırlarda da bulunur.
Yuvası: Yerde, genellikle bir bitki kümesinin gizlediği bir çukurda yuva yapar. Otlardan kâse şeklinde yaptığı yuvayı daha ince otlarla kaplar.
Yumurta sayısı: Türkiye’de bir yuvada 3 yumurta, bir yuvada 4 yumurta kaydedilmiştir.
Üreme dönemi: Mayıs ayında yumurtlama başlar, yavrular haziran sonunda veya temmuz başında çıkar ve temmuz sonuna kadar yuvayı terk eder. Diğer yerlerde olduğu gibi Türkiye’de de muhtemelen iki kez kuluçkaya yatar, ancak kesin sonuçlara varmak için eldeki veriler çok azdır. MAR: 5 Haziran 1966’da Manyas Gölü’nde yiyecek taşıyan bir erişkin gözlenmiştir. EGE: 17 Mayıs 2004’te Bolluk Gölü’nde alçak bir adada üç yumurtalı bir yuva bulunmuştur. AKD: 7 Mayıs 1967’de Sultandağları’nda yiyecek taşıyan bir erişkin gözlenmiştir. KAR: 8 Haziran 1992’de Kızılırmak Deltası’nda yiyecek taşıyan erişkinler görülmüş28; 9 Haziran 1977’de Ilgaz yakınlarında ve 29 Haziran 1977’de Gerede yakınlarında kaydedilmiştir66. İÇA: 13 Mayıs 1993’te Seyfe Gölü’nde dört yumurtalı bir yuva bulunmuştur. 24 Nisan 2004’te Hasan Dağ’da yuva yapımı gözlenmiştir. 14 Haziran 1977’de Kurbağa Gölü’nde bazıları yiyecek taşıyan ve uyarı sesi çıkaran, en az 25 öten erkek ve çift görülmüş ve 21 Haziran 1977’de Eşmekaya’da yumurtlamanın mayıs sonlarında olduğunu gösterecek şekilde tüylenmiş yavrusunu besleyen bir erişkin kaydedilmiştir66. DOA: 23 Haziran 1968’de Erçek Gölü’nde üç yuva bulunmuştur, ancak ayrıntılı bilgi yoktur34.
Alttürler ve Sınıflandırma
Alttürlerin durumu Türkiye’nin birçok bölgesinde net değildir. İç Anadolu’ya ait bir örnek, morfolojik ölçümler açısından armenica ve cantarella alttürleri arasında yer almakta, ancak tüy örtüsü özellikleri bakımından cantarella alttürüne daha yakın görünmektedir64. Bulgaristan ve Yunanistan’da yayılış gösteren cantarella alttürünün Batı Anadolu’da üremesi muhtemel olsa da, Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu’nun büyük bölümünde gözlenen bireylerin hangi alttüre ait olduğu belirsizliğini korumaktadır. Doğu Anadolu’nun uç kesimlerinde armenica alttürü bulunur. Ağrı, Erzurum ve Kars’tan elde edilen örnekler, tüy örtüsünün rengi ve gaga büyüklüğü açısından en çok Kafkaslar ve Doğu Avrupa’da yayılış gösteren cantarella’ya benzemektedir. Ancak bu bireyler daha uzun kanatlara sahiptir. Kış döneminde ise Türkiye’de, Orta ve Kuzey Avrupa’dan gelen arvensis ile Volga bozkırları ve Kazakistan kökenli olması beklenen dulcivox alttürleri gözlenebilir64.
Küçük Tarlakuşu
| Alauda gulgula | |
| Oriental Skylark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Rastlantısal türdür.
1 birey “Milleyha ve sahil şeridi” alanında (Hatay) 11 Mart 18 tarihinde A. Atahan, M. Atahan, A. Ilbeyi tarafından kaydedildi.


Üreme
Türkiye’de üremez. Yayılış alanı Orta Asya, Hint Yarımadası, Çinhindi ve çevresidir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Türkiye’de herhangi bir alttür ayrımı yapılmamıştır, ancak en yakın popülasyon Orta Asya’da yayılış gösteren inconspicua alttürü olduğundan, Türkiye’de gözlenen bireylerin bu alttüre ait olması muhtemeldir.
Tepeli Toygar
| Galerida cristata | |
| Crested Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Yaygın olarak çok sayıda bulunan yerli bir türdür.
2000 metreye kadar olan alçak ve orta rakımlı bölgelerde, çok çeşitli habitatlarda yayılış gösterir. Sayıca çoktur, örneğin, 1992 ilkbaharında Kızılırmak Deltası’nda gerçekleştirilen az sayıdaki üreyen kuş araştırmalarından birinde 500–1000 çiftin ürediği tahmin edilmiştir28. Doğu Anadolu’nun uç kesimlerinde ise seyrek olarak görülür. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde tür ya çok nadirdir ya da hiç bulunmaz. Sonbahar ve kış dönemlerinde, diğer toygar türlerine kıyasla daha az sürü oluşturur.


Üreme
Yuvalama alanı: Kurak çayırlar, çorak tarlalar, kumullar, daha kurak ve tuzcul bataklıklar, kıraç yamaçlar ve bozkırlar olmak üzere genellikle seyrek ve alçak bitkilerin bulunduğu açık alanlarda ürer. Ayrıca, çıplak arazilerdeki seyrek çalıların içinde, yol kenarlarında ve tarlaların yanındaki çöplüklerde de yuvalanır. 22 Nisan 2004’te Tuz Gölü’nde, kıyıdan 10 km mesafedeki alçak bir adada üreme alanı tutmuş bir çift kaydedilmiştir.
Yuvası: Genellikle kendisinin kazdığı bir çukurda, kuru otlar ve diğer bitkisel malzemelerle yaptığı yuvasını ince otlar ve kıllarla kaplar.
Yumurta sayısı: Türkiye’de 7 yuvada 3 yumurta, 10 yuvada 4 yumurta, 11 yuvada 5 yumurta ve 1 yuvada 6 yumurta kaydedilmiştir. 1-2 yumurtalı yuvaların tamamlanmamış olduğu düşünülmektedir. İki yuvada 3 yavru, beş yuvada 4 yavru sayılmıştır.
Üreme dönemi: Mayıs ayında yumurtlama ve haziran sonunda yavrulama gerçekleşir. Ancak Türkiye’de iki kez kuluçkaya yatıldığı düşünülmektedir çünkü hem nisan hem de haziran sonunda yumurtalı yuvalar kaydedilmiş, temmuza kadar da yavrular gözlenmiştir. MAR: 20 Nisan 1964’te Bulgaristan sınırında dört yumurtalı bir yuva kaydedilmiştir (Warncke 1964–65). EGE: 22–24 Nisan 2002’de Altınkum’da (Aydın) ikiden altıya kadar yumurtalı dört yuva ve 5 Mayıs 1992’deki bir gözlem, yumurtlamanın 23 Nisan’da başladığını göstermektedir. AKD: 23 Mart 1987’de Çukurova’da dört yumurtalı bir yuva kaydedilmiştir24. KAR: Mayıs sonunda Kızılırmak Deltası’nda yumurtlamanın mayıs başında olduğunu gösterecek şekilde yavrulu bir yuva kaydedilmiştir28. İÇA: 10 Nisan 1970’te Karapınar’da, yumurtaları henüz tamamlanmamış bir yuvada bir yumurta bulunmuştur53. GDA: Birecik’te üç yavrulu bir yuva kaydedilmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Bu türde oldukça karmaşık bir taksonomik durum söz konusudur64,87. İstanbul Boğazı’ndan Gürcistan sınırına kadar uzanan Kuzey Anadolu boyunca caucasica, Trakya, Ege ve Akdeniz kıyı şeridi boyunca Çukurova Deltası’na kadar Toroslar’ın eteklerinde ise meridionalis, İç ve Doğu Anadolu’da batıda Kütahya ile Elmalı’dan doğuda Van Gölü ve İran sınırına kadar yayılış gösteren endemik subtaurica, güneyde Ceylanpınar çevresinde bulunan (yanlışlıkla Adana civarında da bulunduğu iddia edilmiş olan) zion10 alttürleri tanımlanmıştır.
Güneydoğu Anadolu’da Gaziantep, Birecik, Urfa ve Elazığ çevresindeki bireyler, morfolojik açıdan zion ile subtaurica arasında yer almakta olup weigoldi olarak adlandırılmıştır. Hatay’a komşu bölgeler ile kuzeyde Haruniye ve Osmaniye’den alınan örnekler incelendiğinde, bu bireylerin meridionalis ile cinnamomina (yayılışı Lübnan kıyıları ve kuzeybatı İsrail ile sınırlıdır) ya da meridionalis ile zion arasında geçiş formunda olduğu düşünülmektedir64. Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar’da tanımlanan ankarae alttürü ise, günümüzde subtaurica’nın bir sinonimi olarak değerlendirilmektedir.
Tür içindeki varyasyon, özellikle alt ve üst kısımların zemin renginde, genel boyutlarda, gaga yapısında, sırttaki beneklenmenin yoğunluğunda ve göğüsteki çizgilenmenin biçimi ile büyüklüğünde kendini göstermektedir. Toprak tipi, iklim, bireysel farklılıklar, tüylerin yıpranması ve ağarması gibi çevresel ve bireysel etkenler, bu varyasyonun açıklanmasında önemli rol oynar. Bu nedenle tür içinde geçerli ve genel bir sınıflama yapmak oldukça güçtür.
Bölgesel varyasyonların tümünü tanımlamak isteyen bir yaklaşım, yüzlerce alttür adlandırmasını gerektirebilir64. Her ne kadar64,87 tarafından önerilen varyasyon tanımlamaları ve yayılış haritaları büyük ölçüde kabul görse de, bu kadar muğlak ve küçük farklılıkların taksonomik anlamda tanınması tartışmalıdır. Nitekim, Doğu Akdeniz’deki bireyler üzerine yapılan vokalizasyon ve DNA analizleri de bu görüşü desteklemektedir. Avrupa, Batı Asya, Kuzeydoğu Afrika ve Kuzeybatı Fas’taki popülasyonların, tek bir monofiletik klad olan cristata içinde değerlendirilmesi önerilmektedir20.
Kulaklı Toygar
| Eremophila alpestris | |
| Horned Lark | Dağ |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Yaygın olarak çok sayıda bulunan yerli bir türdür.
Akdeniz ve İç Anadolu’da 700 m’nin üzerinde, Toroslar’da 1500-3150 m’de ve Doğu Anadolu’da 1000-4500 m’deki kayalık ve otlak yamaçlarda yaygın ve bol olarak görülür. Yerli olsa da özellikle Doğu Anadolu’da irtifa göçmenidir. Üreme döneminde genellikle orta ve yüksek rakımlar arasında, bulunur. Ege’de sadece Bozdağ’da (İzmir), Marmara’da sadece Uludağ’da ürer. İç Anadolu’da kış aylarında daha alçak yerlere iner ve daha yaygın olarak görülür, sıklıkla ekilmiş bozkır arazisini kullanır. Sonbahar sonlarında ve kışın birkaç bine bile ulaşabilen büyük sürüler oluşturur. Normal koşullarda yüksekte kışlayabilir, Ocak 1995’te Toroslar’ın güneyinde kar çizgisi üzerinde 2100 m’de kaydedilmiştir78. Kış ortasındaki soğuk hava hareketleri sonrasında Karadeniz Bölgesi’nde de kaydedilmiştir56. Marmara gölleri gibi üreme bölgesinden uzakta gözlenebilir, Kilyos’tan (İstanbul) birkaç kaydı vardır11.


Üreme
Yuvalama alanı: Kayalık veya otlarla kaplı çıplak yamaçlarda, çoğunlukla sadece seyrek otların bulunduğu taşlık alanlarda ürer. Genellikle 2000 metrenin üzerinde, ağaç sınırının üzerindeki alpin bitki örtüsünde yuvalar. Ayrıca çok taşlı çöl habitatlarında ve Karadeniz Bölgesi’nde, Kurşunlu’da 1100 metredeki terk edilmiş kayalık alanlarda da ürediği bildirilmiştir66.
Yuvası: Genellikle bodur bir çalının, ot kümesinin ya da alçak bir kayanın yanında, yere kazılmış bir çukurda yuva yapar. Yuvayı kuru ot ve bitki saplarıyla inşa eder, içini kıl ve ince otlarla döşer.
Yumurta sayısı: Genellikle 2–4 yumurta bırakır. İki yuvada 2 yumurta, beş yuvada 3 yumurta, üç yuvada 4 yumurta ve bir yuvada 5 yumurta kaydedilmiştir. İki yuvada 2 yavru, üç yuvada 3 yavru ve iki yuvada 4 yavru sayılmıştır.
Üreme dönemi: Mayıs ayında yumurta bırakır, yavrular haziran sonunda veya temmuz başında yumurtadan çıkar ve yavrular ağustos sonuna kadar yuvayı terk eder. Üreme tarihlerinin geniş bir aralıkta olması, Türkiye’de de yılda iki kez kuluçkaya yatıldığını düşündürür. MAR: 29 Mayıs 1988’de Uludağ’da yiyecek taşıyan bir erişkin, 20 Haziran 1959’da dört kırık yumurta bulunan bir yuva ve 1 Temmuz 1981’de dört yavrulu bir çift kaydedilmiştir. AKD: 15 Mayıs 1970’te Aladağ’da tüylenmiş bir yavru gözlenmiş, bu kayıt yumurtlamanın nisan ortasında olduğunu göstermektedir. 9 Mayıs 1951’de Karanfil Dağı’nda yuva yapımı gözlenmiş, 4 Mayıs 1989’da Demirkazık’ta dört yumurtalı bir yuva bulunmuştur. Daha geç tarihli gözlemler şunlardır: 7 Haziran 1998’de üç yumurtalı bir yuva, 12 Haziran 1993’te yumurtaları tamamlanmamış bir yumurtalı yuva, 19 Haziran 1990’da dört yumurtalı yuvalar ve 18 Temmuz 1986’da bir genç ile 10 Ağustos 1988’de iki aile gözlenmiştir. KAR: 23 Nisan 1966’da Abant yakınlarında bir yuva bulunmuştur (detay verilmemiştir). Haziran 1977’de Kurşunlu’da Schubert birkaç yuva kaydetmiştir: 9 Haziran’da altı günlük üç yavrulu bir yuva, 10 Haziran’da tüylenmiş iki yavrulu bir yuva, bir yumurtalı iki yuva ve 11 Haziran’da üç yumurtalı bir yuva bulunmuş, aynı gün yuva yapımı ve tüylenmiş yavruları olan bir çift gözlenmiştir. Ayrıca 30 Haziran 1977’de Gerede yakınlarında ilk yumurtası o gün bırakılmış bir yuva bulunmuştur. Sivrikaya’da 2800 metrenin üzerindeki kayalık ve otluk yamaçlarda yuvalayan birkaç çift kaydedilmiştir. 13–14 Haziran 2004’te her biri üç yumurtalı üç yuva ve iki yumurtalı bir yuva bulunmuştur; bu yuvalardan ikisi yalnızca 50 metre mesafededir. 27 Temmuz 1986’da Sivrikaya’da gençlerini besleyen iki erişkin ve 15 Haziran 1975’te Kopdağı Geçidi’nde yavrularını besleyen bir çift gözlenmiştir. İÇA: 24 Nisan 2004’te Hasan Dağ’da iki yumurtalı bir yuva bulunmuş, 25 Mayıs 1992’de üç yumurta ve yeni çıkmış bir yavru içeren bir yuva ve 4 Haziran’da tüylenmiş yavru gözlenmiştir. Aynı tarihte yakındaki başka bir çift yavrularını beslerken gözlenmiş, yumurtlamanın 7 Mayıs civarında olduğunu göstermiştir. 23 Mayıs 1970’te Niğde yakınlarında gözlenen tüylenmiş yavru yumurtlamanın nisan sonunda gerçekleştiğine işaret eder. 10 Haziran 1971’de Erciyes Dağı’nda üç yavrulu bir yuva, 19 Haziran 1996’da Karadağ’da tüylenmiş bir yavru görülmüştür. 17 Haziran 1977’de Göreme ve Yeşilhisar arasında yavrularını besleyen 12 çift, 16 Haziran 1977’de Erciyes Dağı’nda üç çift kaydedilmiştir66. DOA: 31 Mayıs–4 Haziran 1969’da Görentaş’ın batısındaki Cilo Dağları’nda 2100–3200 metre aralığında, bazıları yiyecek taşıyan en az 50 çift ve 31 Mayıs’ta tüylenmiş bir yavru kaydedilmiştir. 3 Haziran 1984’te Başkale’de beş yumurtalı bir yuva, 7 Haziran 2001’de Balık Gölü yakınlarında dört günlük dört yavrulu bir yuva ve 27 Haziran 2004’te Doğubeyazıt yakınlarında üç tüylenmiş yavrulu bir yuva bulunmuştur. 8–16 Haziran tarihleri arasında Nemrut Dağı’nda beş defa tüylenmiş yavru gözlenmiş, yumurtlamanın mayıs ortasında gerçekleştiğini göstermektedir. 7 Mayıs 2004’te Erçek Gölü’nde gözlenen yeni tüylenmiş yavru ise yumurtlamanın 10 Nisan civarında olduğunu göstermektedir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Türkiye’de penicillata alttürü yayılış gösterir. Bu alttür, nominat formdan yanaklardaki siyah bölgenin göğüs üzerindeki siyahlıkla birleşmesiyle ayırt edilir.64, 1876 yılında Danford tarafından Niğde’nin Bereketli köyünde toplanan bir tip örneğe dayanarak, Uludağ, Elmadağ ve Toroslar’daki bazı lokalitelerde endemik olduğu öne sürülen kumerloevei alttürünü tanımlamıştır. Aynı çalışmada, Doğu Anadolu’da görülen bireyler ise penicillata alttürüne atanmıştır64. Tanımlayıcı karakterleri hem yetersiz biçimde açıklanmış hem de doğal varyasyon sınırları içinde değerlendirilebilecek düzeydedir37. Penicillata ile olan morfolojik örtüşmenin derecesi ve Roselaar’ın (1995) oldukça ayrıntılı şekilde tarif ettiği üst kısımlardaki renk ve desen farklılıkları, yeterli düzeyde ayrışma göstermemektedir. Arazi ve müze çalışmaları, özellikle yüz desenleri ve renklenme gibi bazı karakterlerin klinal varyasyon sergilediğini ortaya koymuştur. Bu nedenle, kumerloevei büyük olasılıkla penicillata alttürünün sinonimi olarak değerlendirilmelidir. Öte yandan, kumerloevei tanımlanmadan önce İç Anadolu’daki bireyler balcanica alttürüne ait olarak sınıflandırılmıştır43.
Kulaklı Çöl Toygarı
| Eremophila bilopha | |
| Temminck’s Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Rastlantısal türdür.
1 birey “Milleyha ve sahil şeridi” alanında (Hatay) 23 Nisan 22 tarihinde S. Bekir, E. Yogurtcuoglu tarafından kaydedildi. Son görülme: 24 Nisan 22.


Üreme
Türkiye’de üremez. Sahra Çölü’nün kuzey sınırı boyunca ve Arabistan yarımadasının kuzeyinde yayılış gösterir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Monotipik bir türdür.
Bozkır Toygarı
| Calandrella brachydactyla | |
| Greater Short-toed Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Yaygın olarak çok sayıda bulunan bir yaz göçmeni ve geçit türüdür.
Bozkırlar, yarı bozkırlar ve kuru, çıplak tarım alanlarında ürer. Deniz seviyesinden en az 2000 metreye kadar olan alanlarda yuvalama görülür. En yoğun olarak İç ve Güneydoğu Anadolu’da bulunur. Karadeniz Bölgesi’nde ise büyük ölçüde yoktur. Nisan ayının ikinci yarısından itibaren üreme alanlarına ulaşır.
Göç dönemlerinde çok sayıda gözükür. Güney kıyılarına ve batıya mart ortasında, diğer bölgelere mart sonu ile nisan başında varır. Kuzeye göç en azından mayıs başına kadar sürer. Sonbahar göçü ağustos ortasında başlar; çoğunlukla ekim ortasında bölgeden ayrılır ve en geç kasım ayında Akdeniz kıyılarından da çekilmiş olur. Göç sırasında Karadeniz Bölgesi’nde düzenli olarak görülür. Örneğin, Eylül 1968 başında Tuz Gölü çevresinde güneye doğru hareket eden yaklaşık 10.000 birey sayılmıştır57.


Üreme
Yuvalama alanı: Kuru, çıplak bozkırlarda, ekili alanlarda, tarla sınırlarında ve kıyısal tuzcul bataklıklarda ürer. Özellikle İç Anadolu (Tuz Gölü), Akdeniz (Çukurova) ve Ege’nin bazı bölgelerinde uygun habitatlarda birkaç çift gevşek birlikler halinde yuvalanır.
Yuvası: Yerdeki bir çukurda yuva yapar. Kuru otlar ve köklerden yaptığı derin kâse şeklindeki yuvasını hav tüyleri, kıl ve yünle kaplar. Yuva genellikle alçak bir çalının altında ya da bir kayanın yanında bulunur.
Yumurta sayısı: Türkiye’de 10 yuvada 3 yumurta ve 6 yuvada 4 yumurta kaydedilmiştir.
Üreme dönemi: Yumurtlama genellikle nisan sonunda başlar ve mayıs boyunca devam eder. En erken yavru gözlemi 20 Mayıs 1970’tedir. Yumurtlamanın en erken 22 Nisan’da başladığı tahmin edilmektedir. Haziran sonunda görülen yavrular ikinci kuluçkaya işaret edebilir. MAR: 24 Haziran 1973’te Kavak’ta yiyecek taşıyan bir erişkin ve 2 Haziran 1967’de Uluabat Gölü’nde tüylenmiş bir yavru gözlenmiştir. EGE: En erken üreme kaydı, 19 Mayıs 1970’te Bafa Gölü’nde tüylenmiş yavruları olan dört çifttir ve bu gözlem, yumurtlamanın 22 Nisan’da başladığını göstermektedir. İÇA: En geç yumurtalı yuva kaydı 19 Haziran 1973’te ve yeni yumurtadan çıkmış yavru kaydı ise 25 Haziran 1992’dedir. Bu kayıtlar büyük olasılıkla ikinci üreme denemesidir. GDA: Üç yumurtalı bir yuva 6 Mayıs 1970’te Akçakale’de, yuvada tam olarak gelişmiş yavrular 4 Haziran 1993’te Birecik’te ve tüylenmiş bir genç 16 Haziran 1996’da Nemrut Dağı’nda kaydedilmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Türkiye’de dört alttür tanımlanmıştır64. Trakya ve muhtemelen kıyı Ege’de nominat brachydactyla alttürü yayılış gösterir; ancak kıyı Ege’de ilkbaharda bu alttürün varlığı kesin değildir. Doğu Anadolu’dan başlayarak İç Anadolu’da Eskişehir’e kadar ve Burdur havzasında artemisiana, Amik Gölü çevresinde bölgeye endemik woltersi, Şanlıurfa ve Suriye sınırında ise hermonensis alttürü bulunur. Nominat brachydactyla’ya ait tüm örnekler, zamanla sinonimi olduğu kabul edilen longipennis olarak tanımlanmıştır.
Popülasyonlar birkaç alttürün özelliklerini taşıdığından ya da yüksek derecede bireysel varyasyon gösterdiğinden, birçok bölgede alttürlerin sınırları belirsizdir. Birecik ve Gaziantep’te gözlenen bireyler, açıkça hermonensis ile woltersi arasında geçiş formundadır. Akdeniz bölgesinde, Silifke’den başlayarak doğuda Kahramanmaraş’a, kuzeyde Kayseri’ye ve batıda Beyşehir yakınlarına kadar olan bireyler ise artemisiana alttürüne en yakın olanlardır; bu bireyler daha koyu tarçın rengi üst parçaları ve daha kısa gagalarıyla ayırt edilir. Güneydoğu Anadolu’da, Diyarbakır ve Siirt’ten batıda Siverek’e kadar gözlenen bireyler, hermonensis ya da woltersi ile artemisiana arasında özellikler göstermektedir.
Roselaar (1995), daha fazla örnek ve daha kapsamlı tüy örtüsü incelemelerine dayanarak bu coğrafi varyasyonu detaylı biçimde tanımlamıştır. Ancak, tanımladığı varyasyon düzeyi bize yeterince ikna edici gelmemektedir. Özellikle woltersi gibi bazı alttürleri temsil eden örneklere erişilememiştir. Bu kadar küçük varyasyonları taksonomik olarak tanımlamaya çalışmak, eldeki verilerle anlamlı bir katkı sağlamayabilir.
Küçük Boğmaklı Toygar
| Melanocorypha bimaculata | |
| Bimaculated Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Nispeten yaygın ve lokal olarak çok sayıda bulunan bir yaz göçmenidir.
Orta ve yüksek rakımlarda, özellikle taşlık yamaçlarda, bozkır ve yarı bozkırlarda, ayrıca ekili tarlalarda yuva yapar. Güneydoğu Anadolu’da, üreme döneminde genellikle 1500–3000 m arasında bulunur; nadiren 400 m’nin altına iner. İki türün alan tercihi incelendiğinde, Küçük Boğmaklı Toygar genellikle daha yüksek, kurak, taşlı ve eğimli arazileri tercih ederken; Boğmaklı Toygar daha çok taban arazilerde, alçak bölgelerde ve yoğun tarım alanlarında bulunur17. Karadeniz Bölgesi’ndeki uygun üreme alanlarında da birkaç kez kaydedilmiştir.
İlkbahar göçünde mart ortasından itibaren görülmeye başlar; asıl geliş nisan ortasında olur ve geçiş mayıs ortasına kadar sürer. Sonbahar göçü ağustos başında başlar, bireylerin çoğu ekim ortasına kadar bölgeden ayrılır; kasımın üçüncü haftasına kadar gözlenen bireyler olmuştur. Göç döneminde, 250 bireye kadar ulaşan sürüler yaygındır. Eylül 1974’te Konya Hotamış’ta istisnai olarak 2800 bireyden oluşan bir sürü kaydedilmiştir59.


Üreme
Yuvalama alanı: Çıplak, taşlık ve seyrek bitkili arazilerde, taşlık kurak tepelerde ve kabaca sürülmüş arazilerde ürer.
Yuvası: Yerdeki bir çukurda yuva yapar. Yuva ot ve bitkisel malzemeyle kaplanır, açıkta kalır ya da kısmen bir taş veya bitki kümesiyle korunur.
Yumurta sayısı: Türkiye’de bir yuvada 3 yumurta, dört yuvada 4 yumurta ve bir yuvada yaklaşık 2 günlük 1 yavru kaydedilmiştir. Ayrıca, bir yuvada 3 günlük 4 yavru ve başka bir yuvada 2 günlük 1 yavru kaydedilmiştir.
Üreme dönemi: Mayıs ayında yumurtlar, yavrular haziran ortasından itibaren çıkar ve haziran sonu ile temmuz başında yuvadan ayrılır. 21 Mayıs’ta kaydedilen bir tüylenmiş yavru, bazı bireylerin nisan sonunda da yumurtladığını göstermektedir. İkinci kuluçka olasılığı düşüktür ancak başarısız ilk denemelerin ardından ikinci girişimler olabilir. İÇA: 24 Nisan 2004’te Hasan Dağ’da kur davranışları ve eşlerin birbirini beslemesi gözlenmiştir. Mayıs sonlarında üç yuvada, 10 Haziran’da ise bir yuvada yuva yapımı kaydedilmiştir. Mayıs sonu ile haziran arasında 6 yuvada yumurta bulunmuştur; en erken yumurtlama tarihi 26 Mayıs’tır62. 5 Temmuz 1970’te Ankara yakınlarında bulunan 4 yumurtalı bir yuva, ikinci kuluçkadan çok ilk kuluçkanın tekrarlanan bir denemesine işaret etmektedir. 18 Haziran 1992’de Hasan Dağ’daki bir yuvada bulunan yaklaşık 2 günlük bir yavru, ilk yumurtlamanın 1 Haziran’da gerçekleştiğini göstermektedir. Karapınar yakınlarında, 9 Mayıs 2006’da 4 yumurtalı bir yuva ve 8 Haziran 2006’da yaklaşık 3 günlük 4 yavru kaydedilmiştir. Yeni tüylenmiş yavrular genellikle haziran sonunda görülür. Ancak, 21 Mayıs 1998 tarihli bir gözlem, yumurtlamanın nisan sonunda başlamış olabileceğine işaret etmektedir. DOA: 14 Haziran 1968’de Erçek Gölü’nde 4 yumurtalı 2 yuva bulunmuştur34. GDA: 28 Haziran 1968’de Işıklı’da yiyecek taşıyan bir erişkin gözlenmiştir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Tür monotipiktir. Eskiden iki alttür olduğu düşünülmüştür. Güney, Orta ve Doğu Anadolu’da, özellikle Toros Dağları, İç Anadolu, Birecik ve Ceylanpınar çevresinde, rufescens alttürü tanımlanmış; Iğdır ve Kars çevresi gibi Kuzeydoğu Anadolu’nun uç kesimlerinde ise kuşlar açık biçimde bimaculata olarak sınıflandırılmıştır. Van ve Erçek Gölü çevresindeki popülasyonlar ise bu iki form arasında kabul edilmiştir64. Ancak diğer birçok toygar türünde olduğu gibi, lokal toprak özellikleri bu türde de mikro ölçekte coğrafi varyasyonu güçlü biçimde etkileyebilir. Örneğin, Gaziantep çevresinden elde edilen bireyler, tüy örtüleri oldukça yıpranmış olmasına rağmen, alt taraflarında görülen belirgin pembemsi ton nedeniyle İngiltere’deki Tring Doğa Tarihi Müzesi’ndeki örnekler arasında hemen ayırt edilebilmektedir. Geçmişte alttür tanımlamalarında kullanılan bireysel farklılıkların, aslında belirgin geçiş formlarından, tüy yıpranmasından ya da solmadan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu nedenle tür, monotipik olarak değerlendirilmektedir26.
Boğmaklı Toygar
| Melanocorypha calandra | |
| Calandra Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Yaygın olarak çok sayıda bulunan yerli ve yarı göçmen bir türdür.
Ekili bozkır alanlarının en karakteristik üreyen türlerinden biridir. Genellikle deniz seviyesinden 1800 m’ye kadar olan alçak arazilerde bulunur. Doğu Anadolu’da zaman zaman daha yüksek rakımlarda da görülse de, çoğunlukla 2000 m’nin üzerindeki alanlarda Küçük Boğmaklı Toygar ile yer değiştirir.
Kış aylarında zaman zaman binlerce bireyden oluşan büyük sürüler oluşturur. Örneğin, 8 Ocak 1969’da Merzifon’da 2000 birey57, 1 Aralık 2001’de Kulu Gölü’nde 5000 birey (Kuşçu Bülteni 10: 7) sayılmıştır. Sonbaharda ekim ortasından kasım ortasına kadar güneydeki kışlama alanlarına iner. İlkbaharda mart ortasından nisan sonuna kadar Türkiye üzerinden kuzeydeki üreme alanlarına göç ettiği düşünülmektedir. Örneğin, 17 Mart–25 Nisan 1962 tarihleri arasında Kızılırmak Deltası’nda görülmüştür.


Üreme
Yuvalama alanı: Kurak, çıplak arazilerde, düz ya da engebeli bozkırlarda, ot kümelerinin bulunduğu çayırlarda ve mısır tarlaları başta olmak üzere ekili arazilerde ürer.
Yuvası: Yerdeki bir çukurda kuru otlar, bitkisel malzeme, kökler ve kıllardan yapılmış derin bir kâse şeklindedir.
Yumurta sayısı: Türkiye’de bir yuvada 3 yumurta, dört yuvada 4 yumurta, bir yuvada 5 yumurta ve bir yuvada 6 yumurta kaydedilmiştir. İki büyük yavru ve dört döllenmemiş yumurta içeren bir yuva kaydı vardır. Ayrıca, bir yuvada üç yeni çıkmış yavru ve bir yumurta gözlenmiştir.
Üreme dönemi: Yumurta bırakma genellikle nisan ortasında başlar ve temmuza kadar sürebilir. Türkiye’de de diğer bölgelerde olduğu gibi büyük olasılıkla yılda iki kez kuluçkaya yatmaktadır. MAR: 22 Mayıs 1966’da Uluabat Gölü yakınlarında yiyecek taşıyan bir erişkin gözlenmiştir. EGE: 11 Mayıs 1899’da Acıgöl’de 4 yumurtalı bir yuva ve 12 Mayıs 1950’de Manisa yakınlarında biri tamamlanmamış 4 yumurtalı, diğeri ise iki büyük yavru ve döllenmemiş dört yumurtalı iki yuva kaydedilmiştir53,68. İkinci yuva, yumurtlamanın nisan ortasında olduğunu göstermektedir. İÇA: 13 Mayıs 1967’de Mogan Gölü’nde dört yumurtalı, 15 Mayıs 2004’te Bolluk Gölü’nde üç yumurtalı bir yuva ve aynı yerde üç yeni çıkmış yavru ve bir yumurtalı başka bir yuva kaydedilmiştir. Tuz Gölü’nde 26 Mayıs 1974’te beş yumurtalı bir yuva ve 25 Haziran 1977’de yeni tüylenmiş bir yavru fotoğraflanmıştır (Pforr ve Limbrunner 1982). Çöl Gölü’nde 17 Temmuz 1986’da birçok genç birey gözlenmiştir. DOA: 5 Haziran 2001’de Sodalı Göl’de yiyecek taşıyan birkaç erişkin gözlenmiş, birinin farklı yerlere yiyecek taşıması yuvadan yeni ayrılmış bir yavruya işaret etmiştir. Bu durum yumurtlamanın mayıs başlarında gerçekleştiğini göstermektedir. GDA: 6 Mayıs 1970’te Akçakale’de tüylenmiş bir yavrunun gözlenmesi yumurtlamanın nisan başında gerçekleştiğini göstermektedir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Türün taksonomik durumu karışıktır ve popülasyonlar küçük ölçekli morfolojik varyasyonlar gösterir64. Nominat calandra alttürü, Güneydoğu Anadolu’nun bazı kesimleri dışında Türkiye genelinde yayılış gösterir. Hebraica alttürü ise Birecik ve Hatay’ın büyük bölümünde bulunur. Ancak Birecik’teki bazı bireylerde calandra etkisi gözlenmiştir. Gaza alttürü Ceylanpınar’da kaydedilmiş ve (hatalı olarak) Küçük Boğmaklı Toygar’ın yeni bir alttürü olarak tanımlanmıştır23. Bu alttürün adı bazı kaynaklarda yanlışlıkla gazae şeklinde yazılmıştır64 ve kimi kaynaklarca geçerli kabul edilmemiştir1.
Erzurum, Van ve Yüksekova’dan elde edilen dokuz örnekle tanımlanan hollomi alttürü46, yeterli farklılık göstermediği gerekçesiyle calandra’nın bir sinonimi olarak değerlendirilmiştir64. Irak, Ürdün ve İsrail’de kışlayan, daha soluk ve gri tonlara sahip psammochroa alttürü de Türkiye’de kışlayabilir64.
Bu türde yerel toprak ve iklim koşulları bireylerin görünüşünü belirgin şekilde etkileyebilir. Ayrıca bireysel varyasyonlar da oldukça belirgindir ve birçok birey, calandra, hebraica ya da gaza formuna kolaylıkla atanabilir. Öte yandan, gaza alttürünün geçerliliği, hebraica kadar güçlü değildir ve tartışmalıdır64.
Kumerloeve’nin Ceylanpınar’dan topladığı beş örneğe dayanarak tanımladığı dathei alttürüne ait herhangi bir örnek günümüzde bulunamamıştır48 ve bu alttür, genellikle gaza’nın sinonimi olarak kabul edilmektedir64. Genel olarak calandra, hebraica, gaza ve büyük olasılıkla psammochroa alttürleri arasında klinal bir varyasyon olduğu düşünülmektedir.
Kara Toygar
| Melanocorypha yeltoniensis | |
| Black Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Rastlantısal konuktur.
14 Ekim 1914’te Küçükçekmece’de vurulan bir dişi bireyin Robert Koleji’nin İstanbul’daki koleksiyonunda saklandığı bildirilmiştir33. Bu örnekten51 bahsetmiş olsa da, 1980’lerin ortasında koleksiyonda bulunamamıştır43,47. İlginç biçimde, Kumerloeve43 bu örneğe kaynak gösterilen11 çalışmada hiç değinmemiştir.
Tür, genellikle Orta Asya bozkırlarında ürer ve Hazar Denizi’nin kuzeyinden Kazakistan ile Kırgızistan üzerinden kışın düzensiz, göçebe bir dağılım göstererek güneye ve batıya doğru yayılır71.


Üreme
Türkiye, üreme yayılış alanı dışındadır. Yayılış alanın merkezi Kazakistan’ın kuzeyidir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Monotipik bir türdür.
Arabistan Toygarı
| Eremalauda eremodites | |
| Arabian Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Rastlantısal türdür.
26 Mart–22 Nisan 2021 tarihleri arasında Hatay’daki Milleyha ve sahil şeridi alanında 2 birey (E. Yoğurtçuoğlu ve T. Demirci) kaydedilmiştir.


Üreme
Türkiye’de üremez. Arabistan’da lokal olarak yayılış gösterir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Monotipik bir türdür.
Çorak Toygarı
| Alaudala rufescens | |
| Mediterranean Short-toed Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Taksonomik revizyondan sonra tam durumu bilinmemektedir.
Lokal olarak bulunan bir yaz göçmeni olup, yerli olma ihtimali de vardır. Gaziantep’ten Nusaybin civarına kadar ve Suriye sınırı boyunca, Güneydoğu Anadolu’da ürediği düşünülmektedir.
Üreme
Üreme durumu bilinmemektedir.
Alttürler ve Sınıflandırma
Eskiden Asya Çorak Toygarı ile aynı tür altında sınıflandırılmışken, daha sonra Suriye, Kuzey Afrika ve İspanya popülasyonları Alaudala rufescens ismiyle, Anadolu, Arabistan ve Orta Asya popülasyonları Alaudala heinei ismiyle farklı türler olarak tanımlanmıştır. Müze koleksiyonları ve saha gözlemleri temel alındığında, Türkiye’de yayılış gösteren popülasyonun minor alttürüne ait olduğu anlaşılmaktadır.
Türkistan Toygarı
| Alaudala heinei | |
| Turkestan Short-toed Lark | |
| Familyası: Toygargiller (Alaudidae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Lokal olarak çok sayıda bulunan yerli ve yarı göçmendir.
Kurak ve tuzlu bozkırlarda, bu habitatlara güçlü şekilde bağlı olarak, ayrıca ıslah edilmemiş ya da hafif ıslah edilmiş çayırlardan oluşan yarı bozkırlarda, taşlık düzlüklerde, yamaçlarda ve ekili alanlarda, deniz seviyesinden en az 2000 metreye kadar ürer. Önemli sayılarda kaydedilen bir yaz göçmenidir ve aynı zamanda lokal olarak yerleşik popülasyonlara da sahiptir. İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da yaygın olarak ürer; Güneydoğu Anadolu’da ise daha lokal ve az sayıda bulunur. Buna rağmen, Güneydoğu Anadolu’daki bazı alanlarda hâlâ lokal olarak yüksek yoğunlukta gözlenmektedir.
İlkbaharda, Akdeniz kıyılarında şubat sonundan itibaren, İç Anadolu’da ise nisan ortasından sonra görülür. Sonbahar göçü ağustos ortasında başlar ve eylül sonuna kadar devam eder. Geçiş döneminde Trakya dışındaki tüm bölgelerde yaygındır; özellikle İç Anadolu’da lokal olarak yüksek sayılarda kaydedilir. Yumuşak geçen kışlarda İç Anadolu’nun güneyinde kalabilir; Akdeniz kıyılarında ise düzensiz olarak ve az sayılarda kışlar.


Üreme
Yuvalama alanı: Düz, çıplak ve vejetasyonun az olduğu bozkırlarda, taşlık düzlüklerde, kurak ve tuzcul bataklıklarda, iç bölgelerdeki göllerin kuruyan kıyılarında ve ayrıca ekili alanlarda ürer. Sürülmüş tarlalarda da yuva kaydedilmiştir.
Yuvası: Yerdeki bir çukurda, genellikle alçak bir ot kümesi ya da çalı tarafından korunan kuru otlar, saplar ve köklerden derin bir kâse şeklinde yaptığı yuvayı bitki tüyleri, kıl ve ince köklerle kaplar.
Yumurta sayısı: Türkiye’de 2 yumurta (4 yuvada), 3 yumurta (6 yuvada), 4 yumurta (4 yuvada) kaydedilmiştir. Ancak az sayıdaki yumurtalar tamamlanmış kuluçka anlamına gelmeyebilir. Bir yuvada 2 yavru, üç yuvada 3 yavru gözlenmiştir.
Üreme dönemi: Üreme dönemi genellikle nisan ortasından sonra, çoğunlukla mayıs ortasında başlar. Diğer bölgelerde olduğu gibi Türkiye’de de yılda iki kez kuluçkaya yattığını düşünülür. EGE: Manchester Müzesi’nde, 15 Mayıs 1860’ta İzmir’den alınmış dört yumurtalı bir kuluçka ve aynı yerden tarih verilmeden toplanmış iki kuluçka daha bulunmaktadır. İÇA: Karapınar’da 23-25 Nisan 1988’de üç yumurtalı dört yuva, bir yumurtalı bir yuva ve yumurtadan yeni çıkmış bir yavru ile yumurtaları olan bir yuva; 6 Mayıs 1988’de iki yumurta ve küçük bir yavru bulunan bir yuva kaydedilmiştir. Bu yavru kayıtları yumurtlamanın 11 ve 19 Nisan’da gerçekleştiğini göstermektedir. Sultansazlığı’nda 27 Mayıs 1972’de iki yumurtalı bir yuva, 4 Haziran 1982’de dört yumurtalı bir yuva ve 22 Mayıs 1979’da yumurtlamanın 30 Nisan’da olduğunu gösteren yeni tüylenmiş bir yavru kaydedilmiştir31. Konya Havzası’nda 14-27 Mayıs tarihlerinde üç-dört yumurtalı dört yuva bulunmuş; 21-22 Mayıs 1969, 13 Haziran 1967, 3 Temmuz 199330, 13-15 Temmuz 1971 ve 24 Temmuz 1973’te tüylenmiş yavrular gözlenmiştir. 13 Mayıs 1985’te Kulu Gölü’nde yuva yapımı kaydedilmiştir. DOA: 5 Haziran 2001’de Sodalıgöl’de yumurtlamanın mayıs ortasında olduğunu gösterecek şekilde, üç tane neredeyse tamamen gelişmiş yavru bulunan bir yuva kaydedilmiştir. 27 Temmuz 1966’da yuvanın dışında henüz uçamayan bir genç görülmüştür (lokasyon belirtilmemiştir).
Alttürler ve Sınıflandırma
Doğu Anadolu’da, özellikle Aşkale ile Tatvan ve Yüksekova arasındaki hattın kuzeydoğusunda, heinei alttüründen ayırt edilemeyen bazı kuşların ürediği belirlenmiştir. Iğdır Ovası’nda tanımlanan ve Doğu Anadolu genelinde gözlenen pseudobaetica alttürü bir ara form olarak değerlendirilmiştir52, ancak tanımı zayıf bulunmuş74 ve genellikle heinei alttürünün bir sinonimi olarak kabul edilmiştir4.
İç Anadolu’da ise aharonii alttürü yayılış gösterir. Eber ve Akşehir Gölleri, Tuz Gölü, Konya ve Ereğli çevresinde üreyen bireylerin, Türkiye’ye endemik olduğu öne sürülen niethammeri alttürüne ait olduğu düşünülmüştür2,44,64. Bu alttür, marjinal olarak daha uzun gagaya, daha derin gaga köküne ve nispeten uzun kanat ve kuyruğa sahiptir. Ayrıca, dış kuyruk teleklerinde daha fazla beyazlık bulunur.
Alström ve çalışma arkadaşlarının gözlemlerine göre, cheleensis–rufescens kompleksinin ayrımında kullanılabilecek tek güvenilir karakter, dış kuyruk tüylerinin deseni ve kanat formülüdür. Bonn’daki tip serilerinin fotoğrafları, elde incelenmiş bireyler ve arazi deneyimleri ışığında, niethammeri’ye ait yalnızca iki örnek incelenmiştir. Bu iki örnek,85 tarafından toplanmış ve Tring Doğa Tarihi Müzesi’nde muhafaza edilmektedir. Her iki birey de aharonii olarak etiketlenmiştir ve bu nedenle niethammeri, aharonii’nin sinonimi olarak değerlendirilmiştir7,76.
Tring’de incelenen müze örnekleri, aharonii ile heinei alttürlerinin özellikle boyut ve genel renk bakımından belirgin şekilde ayrılmadığını; ancak kuyruk tüyü desenleri ve kanat formülleri ile ayırt edilebildiklerini ortaya koymuştur. Bu nedenle, türün sistematiğinin netleştirilmesi için yeni arazi çalışmaları yapılması ve incelenen örnek sayısının artırılması gereklidir.
Bıyıklı Baştankara
| Panurus biarmicus | |
| Bearded Reedling | Sulakalan |
| Familyası: Bıyıklıbaştankaragiller (Panuridae) | |
| Takımı: Passeriformes |
Yerli ya da yarı göçmen bir türdür.
Özellikle İç Anadolu’daki sulakalanlarda görülür. Ayrıca Marmara, Akdeniz ve Doğu Anadolu’da, özellikle Van Gölü Havzası’nda da popülasyonları bulunur. Karadeniz Bölgesi’nde ise yalnızca Kızılırmak Deltası’nda kaydedilmiştir. İç Anadolu’daki sulakalanlarda, üreme sonrasında ağustos ve eylül aylarında binlerce birey gözlenebilir.
Üreme sonrası dönemde göçebe davranışlar sergilediğine dair bazı ipuçları vardır; ancak yeni alanları kolonize ettiğine dair doğrudan bir bulgu bulunmamaktadır. Kış mevsiminde tür daha geniş bir yayılış gösterir. Bu dönemde, düşük sayılarda da olsa Ege kıyılarında, Marmara Bölgesi’nin çeşitli alanlarında, Akdeniz ve İç Anadolu’da kaydedilir. İlkbaharda ise genellikle daha az sayıda gözlenir.


Üreme
Yuvalama alanı: Göller ve bataklıklardaki sazlık ve kamışlık alanlarda ürer. Sazların dibindeki sık vejetasyon içinde, yere yakın konumlarda yuvalanır.
Yuvası: Saz ve kamışların kuru yapraklarından, özellikle püsküllü uç kısımlardan yapılmış derin bir tas şeklindedir. Yuva çoğunlukla saz kümelerinin dibinde yer alır ve bitkisel malzemeyle astarlanır.
Yumurta sayısı: Türkiye’de bir yuvada 1 yumurta, iki yuvada 4 yumurta, üç yuvada 5 yumurta ve bir yuvada 6 yumurta kaydedilmiştir. 11 Mayıs 1987’de bir yuvada yaklaşık 3 günlük bir yavru ile birlikte yerde 4 yumurta bulunmuştur. 7 Mayıs 2006’da üç ayrı aile grubunda hepsi yeni tüylenmiş yavrular gözlenmiş ve yumurtlamanın 9 Nisan civarında gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Üreme dönemi: Nisan sonu ve mayıs başında yumurtlama başlar, yavrular mayıs ortasından itibaren yuvadan çıkar. Türkiye genelinde ikinci kuluçka da yaygındır. MAR: 24 Haziran 1973’te Meriç Deltası’nda yiyecek taşıyan bir erişkin gözlenmiştir. EGE: 15 Mayıs 1950’de Marmara Gölü’nde birbirine oldukça yakın yedi yuva bulunmuş, 30 Mayıs 1951’de aynı yerde bir yumurtalı bir yuva kaydedilmiştir53. AKD: 21 Nisan 1996’da Göksu Deltası’nda iki gençle birlikte bir erişkin gözlenmiş ve yumurtlamanın 21 Mart civarında başladığı tahmin edilmiştir; Antakya’da 14 Mayıs 1953’te yuva yapımı kaydedilmiştir45. KAR: 24 Mayıs 1992’de Kızılırmak Deltası’nda yuva yapma davranışı gözlenmiş, popülasyon büyüklüğü 100–150 çift olarak tahmin edilmiştir28. İÇA: Ereğli Sazlığı’nda 9 Mayıs 1985’te yuva malzemesi taşıyan bir çift, 11 Mayıs 1987’de dört yumurtalı ve bir yavrulu bir yuva, 22–23 Haziran 1986’da iki aile grubu kaydedilmiştir. Eber Gölü’nde 18 Nisan 1967’de yuva malzemesi taşıyan bir erkek gözlenmiştir. Sultansazlığı’nda 1 Haziran 1999’da birkaç genç, 7 Mayıs 2006’da yeni tüylenmiş üç yavrulu üç aile grubu, 12 Mayıs 2006’da yeni ve boş bir yuva bulunmuştur. Kulu Gölü’nde 8–14 Mayıs 2005 tarihlerinde dört yuva ve her birinde bir yumurta kaydedilmiştir. Mogan Gölü’nde 15 Mayıs 2005’te üç yumurtalı bir yuva bulunmuştur.
Alttürler ve Sınıflandırma
Batı Türkiye’de, özellikle Marmara ve Ege bölgelerindeki popülasyonlar büyük olasılıkla nominat biarmicus alttürüne aittir. İç Anadolu ve Karadeniz bölgesindeki bireyler ise russicus olarak değerlendirilmiştir64. Roselaar, Van Gölü çevresindeki bireylerin de büyük olasılıkla aynı forma ait olduğunu belirtmektedir. Azerbaycan’daki kuşlar, farklı kaynaklara göre russicus75 veya nominat biarmicus72 olarak sınıflandırılırken, Ermenistan’daki bireylerin russicus olduğu kabul edilmiştir5. Hatay ilinde ise, Amik Gölü’nde tanımlanmış kosswigi alttürü bulunur. Ancak Amik Gölü’nün 1970’lerde tamamen kurutulmuş olması nedeniyle bu popülasyonun günümüzdeki durumu bilinmemektedir. Roselaar (1995), güneydeki deltalar, özellikle Çukurova ve Göksu Deltası’nda gözlenen bireylerin kosswigi formuna ait olabileceğini öne sürmektedir. Türün Göksu Deltası’nda ürediği kesin olarak belgelenmiştir9. Ayrıca, yakın dönemde Suriye’de de ürediği saptanmıştır77.
Tür, klinal varyasyon göstermektedir: güney ve batıdaki bireyler daha koyu ve canlı renkliyken, kuzey ve doğudakiler daha soluk renklidir. Bu varyasyonun yanı sıra, türün kolonizasyon yeteneği de önemlidir. Yeni alanlara yayılma ve geçmişte bulunduğu bölgelere yeniden yerleşme kapasitesi, bu türün dağılım dinamiklerinde belirleyici rol oynamaktadır. Sonuç olarak, Türkiye’de tanımlanmış olan kosswigi ve russicus alttürlerinin geçerliliği tartışmalıdır ve muhtemelen taksonomik olarak ayrı statülerde değerlendirilmemelidir.